|
Günlük
hayatta zaman zaman yaşadığımız ve endişe, korku, gerginlik,
daralma, huzursuzluk, kaygı, sıkıntı, bunaltı, tedirginlik
olarak ifade ettiğimiz duyguları karşılamak için ruh sağlığı
alanında
anksiyete
kavramı kullanılır.
Bazı ruh sağlığı
profesyonelleri
anksiyete ile
korku'yu birbirinden ayrı tutarlar. Korkuyu belli bir dış
nedenden kaynaklanan bir duygu olarak, anksiyeteyi ise iç
nedenlerden kaynaklanan bir duygu olarak tanımlarlar.
Bu duyguları, her insan yaşamı boyunca bir çok kez yaşar.
Çoğu zaman her hangi bir hastalık belirtisi
olmaksızın yaşamın olağan bir parçası olarak
ortaya çıkar.
Ancak kimi zaman da bedensel ya da psikiyatrik bir
hastalığın belirtisi olabilmektedir.
Örneğin tiroid
bezinin bazı hastalıklarında anksiyete belirtileri çok sık
görülür. Diğer yandan psikiyatride anksiyete bozuklukları
olarak adlandırılan hastalıkların temel belirtisi olması
yanında özellikle depresyon olmak üzere diğer psikiyatrik
hastalıklarda da çok sık görülen bir belirtidir. Başka bir
deyişle kişinin yaşadığı anksiyete tamamen olağan bir
duygulanma olma yanında bir bedensel ya da psikiyatrik
hastalık belirtisi de olabilmektedir.
Normalde anksiyete
olarak adlandırılan duygular uyum sağlayıcı bir işlev görür. Kişiyi
içten ya da dıştan gelen tehditlere karşı önlem alması
konusunda uyarır. Süre ya da şiddet olarak aşırı olması,
kişinin yaşamını olumsuz yönde etkilemeye başlaması
(mesleki ya da sosyal performansın düşmesi) anksiyetenin
tedaviyi gerektiren (patolojik) boyut aldığını
düşündürmelidir.
Çok şiddetlendiğinde ve kişinin
yaşamını etkilemeye başladığında
anksiyetenin bir ruhsal
hastalık belirtisi olabileceği akla
gelmelidir. Anksiyete yaşayan kişilerde en
sık görülen ruhsal rahatsızlıklar
anksiyete
bozuklukları ve
depresyondur.
Yaşamını etkileyen ve çok rahatsızlık veren
anksiyete (bunaltı, endişe, korku, sıkıntı,
gerginlik, kaygı, huzursuzluk) yaşayan kişilerin şikayetlerinin
hangi ruhsal hastalıktan kaynaklandığının
belirlenebilmesi ve tedavisi için psikiyatri uzmanlarına
başvurması gerekmektedir.
Prof. Dr. Erol Özmen
Celal Bayar Üniversitesi Tıp
Fakültesi
Psikiyatri Anabilim Dalı
(11.04.2010)
(Yazılı olarak izin alınmadan
alıntı yapılamaz)
|