|
Her insanın yaşadığı ve
bildiği bir şey olmakla birlikte duygu tanımlanması
oldukça güç bir deneyimdir. Duygu öncelikle farkında
olunan, hissedilen bir yaşantıdır. Bazen adlandırılamasa
da adı konamasa da insanın yaşadığı ve farkında olduğu bir
şeydir.
İnsan duygu yaşama
potansiyeline sahip olarak doğar
Her insan duygu
hissedebilme açısından biyolojik bir donanıma sahip olarak
doğar. Fakat insanın sosyal ve kültürel çevresi kalıtsal
olarak bulunan duygu yaşama potansiyelini şekillendirir.
Duygunun hangi bağlamda nasıl canlanacağı, anlamı,
nasıl hissedileceği, bu duyguya hangi duyguların
ekleneceği ya da bu duyguların hangi duyguları
canlandıracağı, hangi tutum ve davranışları
etkinleştireceği, ne kadarının nasıl ifade
edileceği, bir eyleme dönüşüp dönüşmeyeceği sosyal ve
kültürel çevrenin özelliklerine göre biçimlenir. Fakat bu
noktada ne tek başına kalıtımsal olarak sahip olunan
genetik yapının ne de sosyal ve kültürel çevrenin mutlak
bir belirleyiciliği olmadığı unutulmamalıdır.
Duygu beyinde oluşur
Duygu çeşitli biyolojik
düzeneklerin işlemesi sonucunda yaşanır. Beyinde oluşmakla
birlikte biyolojik düzeneklerle tüm vücudu etkiler.
Örneğin heyecanlanma sempatik sinir sisteminin de
etkinliğinin artması ile birlikte kalbin daha hızlı
çalışmasına yol açar.
Duygunun hemen her zaman
bedende yansımaları olur
Duygu esas olarak beyinde
oluşan ve beyin ile farkına varılabilen bir his olmakla
birlikte, yine sinir sitemi aracılığı ile duygunun hemen
her zaman bedende çeşitli yansımaları olur. Korku ve aşırı
heyecan anında yaşanan çarpıntı, ruhsal gerginliğin
yarattığı baş ağrısı ve utanınca yüzün kızarması örnek
olarak verilebilir.
Duygular öznel
yaşantılardır
Duygu yaşayan kişinin
bildiği bir hissediştir. Bazen kişi bunu ifade etmedikçe
dışarıdan ya da bir başkası tarafından fark edilmesi
mümkün değildir ve beden diline, davranışa ya da sözel
ifadelere yansıdığında fark edilmesi mümkün
olabilmektedir.
Nesnel biçimde ifade
edilmesi, ölçülmesi, aktarılması ya da belli bir kalıba
sokulması mümkün değildir. İç içe bir çok duygunun
yaşanıyor olması, bir duygunun başka bir duygunun
etkinleşmesine yol açması bir yaşantı olarak sonsuz çeşit
duygu yaşanmasına yol açmaktadır.
Duygular karşıdaki
insanı etkiler
Kişinin yaşadığı duygular
karşıdaki kişi tarafından anlaşılır ya da sezilir ise onun
tutum ve davranışlarını da etkiler.
Bir deneyim olarak duygu
Bir deneyim olarak her
hangi bir duygunun kişi için ne anlam ifade ettiğinin daha
iyi anlaşılabilmesi duygunun aşağıdaki bileşenleri
incelenmelidir:
Kişinin ne hissettiği
(Çoğu zaman bir çok duygunun iç içe yaşanması kişinin
ne hissettiğini ayrıştırmasını zorlaştırabilir)
Bedensel etkileri
(Duyguların çoğu zaman bedendeki yansımaları olur. Bazen
duygunun hissedilen bileşeninden daha önplana çıkabilir.)
Duygunun yönlendirmeleri
(Duygunun yönlendirmelerinin kişinin tutum ve
davranışlarını ne kadar etkilediği)
Sözel ifade edilmesi
(Duygunun sözel olarak ifade edilip edilemediği; edildiyse
nasıl edildiği ve sonuçları)
Tutum ve davranışlara
yansımaları (Tutum ve davranışları ne oranda
etkiledeği. Sosyal ve kültürel açıdan uygun olup olmadığı.
Denetimsiz bir biçimde olup olmadığı)
Karşıdaki üzerindeki
etkileri (Duygular her zaman karşıdaki insanı etkiler.
Bu etkilenmenin bir kısır döngüye dönüşüp dönüşmediği)
Bastırılma durumu (Kişinin
kendisine duyguyu hissetme ya da ifade etme izni verip
vermediği)
İşlenme durumu (Birçok
kişi tarafından ne olursa olsun duygunun ifade edilmesi
gerektiği söyleniyor olsa da duygunun bir şekilde ifade
edilmesinden çok insanın iç dünyasında nasıl işlendiği
daha önemlidir. İç dünyada duygu gerektiği biçimde
işlenmezse ifade edilmesinin hiçbir anlamı
bulunmamaktadır)
Etkinleştiren olayla
sınırlı tutulma durumu (Yaşana duygunun etkinleşmesine
yol açan olayla sınırlı tutulup tutulmadığı. Bir genelleştirme
ya da kişiselleştirmenin olup olmadığı)
Başka duygu ve çatışmalarla
ilişkilendirme (Başka duygu ve çatışmalarla ilişkilendirme
çoğu zaman bilinçdışı olarak yapılır)
Yazılı olarak
izin alınmadan alıntı yapılamaz.
|