Anasayfa Dernekler Dergiler Makaleler Siteler Testler İletişim
 

Depresyonlu Hastaların Akıllarına Takılan Sorular

 

Prof. Dr. Erol Özmen


BİR DENEYİM OLARAK DUYGU

Prof. Dr. Erol Özmen

 

Her insanın yaşadığı ve bildiği bir şey olmakla birlikte duygu tanımlanması oldukça güç bir deneyimdir. Duygu öncelikle farkında olunan, hissedilen bir yaşantıdır. Bazen adlandırılamasa da adı konamasa da insanın yaşadığı ve farkında olduğu bir şeydir.

 

İnsan duygu yaşama potansiyeline sahip olarak doğar

Her insan duygu hissedebilme açısından biyolojik bir donanıma sahip olarak doğar. Fakat insanın sosyal ve kültürel çevresi kalıtsal olarak bulunan duygu yaşama potansiyelini şekillendirir. Duygunun hangi bağlamda nasıl canlanacağı,  anlamı, nasıl hissedileceği, bu duyguya hangi duyguların ekleneceği ya da bu duyguların hangi duyguları canlandıracağı, hangi tutum ve davranışları etkinleştireceği, ne kadarının  nasıl ifade edileceği, bir eyleme dönüşüp dönüşmeyeceği sosyal ve kültürel çevrenin özelliklerine göre biçimlenir. Fakat bu noktada ne tek başına kalıtımsal olarak sahip olunan genetik yapının ne de sosyal ve kültürel çevrenin mutlak bir belirleyiciliği olmadığı unutulmamalıdır. 

 

Duygu beyinde oluşur

Duygu çeşitli biyolojik düzeneklerin işlemesi sonucunda yaşanır. Beyinde oluşmakla birlikte biyolojik düzeneklerle tüm vücudu etkiler. Örneğin heyecanlanma sempatik sinir sisteminin de etkinliğinin artması ile birlikte kalbin daha hızlı çalışmasına yol açar.

       

Duygunun hemen her zaman bedende yansımaları olur

Duygu esas olarak beyinde oluşan ve beyin ile farkına varılabilen bir his olmakla birlikte, yine sinir sitemi aracılığı ile duygunun hemen her zaman bedende çeşitli yansımaları olur. Korku ve aşırı heyecan anında yaşanan çarpıntı, ruhsal gerginliğin yarattığı baş ağrısı ve utanınca yüzün kızarması örnek olarak verilebilir.

 

Duygular öznel yaşantılardır

Duygu yaşayan kişinin bildiği bir hissediştir. Bazen kişi bunu ifade etmedikçe dışarıdan ya da bir başkası tarafından fark edilmesi mümkün değildir ve beden diline, davranışa ya da sözel ifadelere yansıdığında fark edilmesi mümkün olabilmektedir.

Nesnel biçimde ifade edilmesi, ölçülmesi, aktarılması ya da belli bir kalıba sokulması mümkün değildir. İç içe bir çok duygunun yaşanıyor olması, bir duygunun başka bir duygunun etkinleşmesine yol açması bir yaşantı olarak sonsuz çeşit duygu yaşanmasına yol açmaktadır.

 

Duygular karşıdaki insanı etkiler

Kişinin yaşadığı duygular karşıdaki kişi tarafından anlaşılır ya da sezilir ise onun tutum ve davranışlarını da etkiler.

 

Bir deneyim olarak duygu

Bir deneyim olarak her hangi bir duygunun kişi için ne anlam ifade ettiğinin daha iyi anlaşılabilmesi duygunun aşağıdaki bileşenleri incelenmelidir:

Kişinin ne hissettiği (Çoğu zaman bir çok duygunun iç içe yaşanması kişinin ne hissettiğini ayrıştırmasını zorlaştırabilir)

Bedensel etkileri (Duyguların çoğu zaman bedendeki yansımaları olur. Bazen duygunun hissedilen bileşeninden daha önplana çıkabilir.)

Duygunun yönlendirmeleri (Duygunun yönlendirmelerinin kişinin tutum ve davranışlarını ne kadar etkilediği)

Sözel ifade edilmesi (Duygunun sözel olarak ifade edilip edilemediği; edildiyse nasıl edildiği ve sonuçları)

Tutum ve davranışlara yansımaları (Tutum ve davranışları ne oranda etkiledeği. Sosyal ve kültürel açıdan uygun olup olmadığı. Denetimsiz bir biçimde olup olmadığı)

Karşıdaki üzerindeki etkileri (Duygular her zaman karşıdaki insanı etkiler. Bu etkilenmenin bir kısır döngüye dönüşüp dönüşmediği)

Bastırılma durumu (Kişinin kendisine duyguyu hissetme ya da ifade etme izni verip vermediği)

İşlenme durumu (Birçok kişi tarafından ne olursa olsun duygunun ifade edilmesi gerektiği söyleniyor olsa da duygunun bir şekilde ifade edilmesinden çok insanın iç dünyasında nasıl işlendiği daha önemlidir. İç dünyada duygu gerektiği biçimde işlenmezse ifade edilmesinin hiçbir anlamı bulunmamaktadır)

Etkinleştiren olayla sınırlı tutulma durumu (Yaşana duygunun etkinleşmesine yol açan olayla sınırlı tutulup tutulmadığı. Bir genelleştirme ya da kişiselleştirmenin olup olmadığı)

Başka duygu ve çatışmalarla ilişkilendirme (Başka duygu ve çatışmalarla ilişkilendirme çoğu zaman bilinçdışı olarak yapılır)

 

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz. 

 

 

Prof. Dr. Erol Özmen'in diğer yazıları

 

TIKLAYINIZ

Örnekler
Sınav stresi / Sınav Kaygısı
Sınav kaygısı anababanın kaygısı mı, çocuğun mu ?
Sevgililer günü ilişkiyi kurtarabilir mi?
Aile içi şiddet / Evliliği sürdürmek zorundaysanız
Çocuklarda özgüveni arttırmak için anne-babalara öğütler
Depresif bozukluklar
Depresif bozukluklar nasıl tedavi edilir
Depresyon
Depresyon iyileştikten sonra tekrarlar mı
Depresyonda mısınız ?
Depresyonlu hastaların akıllarına takılan sorular
Ruhsal Hastalıkların Gelişiminde Çevre mi Daha Etkili Yoksa Kalıtım mı ?
İkinci evlilik & Çocuk
Ruhsal hastalıkların tedavisinde ilaç mı daha etkili yoksa psikoterapi mi ?
Narsisistik kişilik özellikleri
Kıskançlık
Denetim Odağı
Kişisel gelişim kitapları yararlı mı, zararlı mı?
Tükenmişlik (Burnout) Sendromu
Kendini Sevme mi, Narsisizm mi ?
İsteklerinizle Nasıl Bir İlişki İçindesiniz ?
 

 

BURASI TÜRKİYE

Hiç Bir Şeye Şaşırmayacaksın

Prof. Dr. Erol Özmen

Kitabın tanıtım yazısı için tıklayınız

Türk insanının psikolojisini anlamaya çalışanlara

okumaları önerilir

 

 

 
 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

Bu sitede verilen bilgiler tedavi niteliği taşımaz; bilgilerin tedavi amaçlı kullanılması nedeniyle ortaya çıkan aksaklıklardan www.psikoloji-psikiyatri.com sorumlu tutulamaz.

Bu sitede yazılanlar yalnız bilgilendirme ve aydınlatma amacı taşımaktadır. Bu sayfada yayınlanan yazının her türlü sorumluluğu yazara aittir.

 

© 2010 Psikoloji & Psikiyatri, Tüm hakları saklıdır.