|
Her türlü ilişkide en çok
yaşanılan sorunlardan birisi de taraflardan birisinin ya
da her ikisinin ısrarcı biçimde haklı çıkma çabası içine
girmesidir. Bu tutumun ortaya çıkmasının en önemli nedeni
diğer insanların gözünde küçük düşeceği ya da kendi
gözünde kendi değerini yitireceği (ya da yitirdiği)
kaygılarıdır. Diğer yandan her insanın yaşanan her türlü
sorunda kendini haklı görme eğiliminde olması ve
karşıdakinin haksız olduğunu düşünmenin insanın kendisini
tümüyle haklıymış gibi görmesine yol açması da bu tutumun
oluşumunu desteklemektedir.
Fakat ısrarlı bir biçimde haklı olduğunu
kanıtlamaya çalışma, karşı tarafın daha savunucu bir tutum
sergilemesine yol açarak tartışmanın daha da büyümesine ve
çözümsüz bir hal almasına yol açmaktadır. Ortaya çıkan
kısır çekişme herkesin sorunun yalnız kendisinin haklı
olduğunu düşündüğü ya da kendisini mazur gösterebilecek
yönlerini görmesine ve karşı tarafın bakış açısını
görememesine yol açmaktadır. Sonuçta zıtlaşma,
kırgınlıklar ve onarılması güç sorunlar ortaya
çıkmaktadır. Özellikle eşler arasında böyle bir durum
ortaya çıktığında konu yıllarca sürebilmektedir. Sağlıklı
bir iletişim kurulabilse çözülebilecek incir çekirdeğini
doldurmayacak birçok konu çözülemeden eşlerin her ikisi
için de mutsuzluk kaynağı olarak ömür boyu
sürebilmektedir.
Kimlerin daha fazla haklı çıkma gereksinimi içinde
olduğu incelendiğinde, özgüveni ve özsaygısı yetersiz olan
kişilerin daha fazla böyle bir gereksinim içinde oldukları
görülmektedir. Kişilik yapısı olarak ele alındığında ise
narsistikler büyüklüklerini kanıtlamak ve karşıdakini
aşağılamak için, paranoidler kuşkularına kanıtlar bulmak
için, obsesifler ise her şeyi denetim altında tutabilmek
için haklı çıkma çabası içine girerler.
İlişkileri bozan haklı çıkma gereksinimi aslında
tam bir kısır döngüdür. Bu kısır döngü bir noktada
kırılmazsa küçük sorunların giderek büyüdüğü çok sık
görülmektedir. Bu nedenle kendinizi sık sık ısrarcı
biçimde haklılığınızı kanıtlamaya çalışırken buluyorsanız
aşağıdaki önerileri dikkate alınız:
-
Belli bir zamanda ya da ortamda sonuç getirmeyen haklı
olduğunu kanıtlama çabası içine girdiğinizi fark
ettiğiniz anda, içinde bulunduğunuz ruhsal durumdan
çıkmak için çaba harcayın. İçinizden gelen “mutlaka
haklılığınızı kanıtlamak ve kabul ettirmek zorunda
olduğunuz” şeklindeki psikolojik baskıya boyun
eğmeyin. Konunun ille de o an sonuçlandırılmak zorunda
olmadığını unutmayın.
-
Karşı tarafın tutum ve davranışları sizin davranışlarınızı
daha da körüklüyor olabilir. Hangi tutum ve
davranışların sizin içinizdeki baskıyı arttırdığını ve
bunun sizin için anlamını belirlemeye çalışın. Örneğin
karşıdakinin tutum ve davranışları sizde
aşağılandığınız, küçümsendiğiniz ve altta kalmamanız
gerektiği düşünceleri yaratabilir. Sizi haklı görmeyen,
hatta sizi suçlayan yaklaşımların arttırdığı öfkenize
kapılmayın.
-
Anlamsız bir didişme ve zıtlaşma başladığında karşıdakinin
savunucu tutumunu arttırmayacak bir tarz ile konuyu daha
sonra yeniden konuşmayı önerin. Onun sizi kışkırtan
üslubunu dikkate almayın. Böyle bir ortamda hiç kimsenin
kendisinin haksız olduğunu kabul etmeye yanaşmayacağını
unutmayın. Haklılığınız eninde sonunda ortaya
çıkacaktır. Karşı taraf hiçbir şekilde haklı olduğunuzu
kabul etmese bile bunun sizin için dünyanın sonu
anlamına gelmemektedir.
-
Başkasının hatalarını görmeye çalıştığınız kadar, kendi
hatalarınızı da görün. Birçok kişi (özellikle bir
tartışma anında) kendi hatasını görmenin ya da kabul
etmenin kendisinin tümüyle haksız olduğu anlamına
geldiği yanılgısına kapılır. Oysa kişilerarası
ilişkilerde yaşanan çatışmaların çok azında tümüyle tek
tarafın sorumluluğu olur. Bahaneler üretmeden insanın
kendi hatalarını kabullenmesi yaşadığı olumsuz duyguları
yumuşatan bir etki göstermektedir.
-
Haklı olduğunu kanıtlamaya çalışırken neyin nasıl söylendiği
de çok önemlidir. Köşeye sıkıştırmaya çalışan üslup,
karşı tarafı daha da savunucu olmaya itmektedir. Bu
nedenle üslubunuza dikkat edin.
-
Sizi öyle davranmaya iten esas konunun o an haklı çıkmaya
çalıştığınız konu olmadığını asıl sorunun “haklı çıkma
gereksinimi” içinde olmanız olduğunu sık sık kendinize
hatırlatın. Haklılığınızın o an ya da daha sonra kabul
edilmemesi sizin değerinizi etkileyecek bir durum
değildir. Ayrıca herkesin gözünde her zaman tümüyle
doğru, hiçbir yanlış yapmayan insan olmanın mümkün
olmadığını unutmayın.
-
Hatasız kul olmaz” sözünü kendinize sık sık hatırlatın. Bu
söz hem sizin için hem karşınızdaki için geçerlidir.
-
Aynı konunun farklı bakış açıları ile bambaşka
görülebilmektedir. Haklıyı – haksızı ayırt edeceğim
derdine düşmeden konuyu mümkün olduğunca farklı bakış
açıları ile görmeye çalışın. Onun bakış açısının kendine
göre doğru olabileceğini dikkate alın ve onu
değiştirmeye çalışmayın.
-
Israrlı biçimde haklı olduğunuzu kanıtlamaya çalışmanız
karşı tarafın savunmalarını arttırmaktan başka sonuç
yaratmaz. O an için duymamış gibi görünse bile
söylediklerinizi sonradan düşüneceğini unutmayın. Hemen
şimdi hatasını kabul etmesini beklemeyin.
Düşündüklerinizi ısrarcılığa kaçmadan söyleyin,
gerekirse onun kendisini haklı gibi görmesine izin
verin.
-
Aslolan insanın kendisini haklı görmesidir. Kendinizi haklı
görmenin size neden yetmediğini değerlendirin.
Başkasının gözünde nasıl göründüğünüzü, başkalarının
sizinle ilgili neler düşündüğünü bu kadar önemsemenizin
nedenlerini araştırın.
Yazılı olarak
izin alınmadan alıntı yapılamaz.
|