Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Aşkın Kimyası

Klinik Psikolog Ali Bıçak

Sırılsıklam aşık olmuş bir çift gördüğünüzde neler düşünürsünüz? Aşkın kimyası var mıdır? Aşık olunca ayakları yerden kesilmiş, sanki uçuyorsun gibi, öyle böyle bir güvenlik duygusu ve cennettesin de sanki her şey istediğin gibi olacakmış gibi gelmez mi? Gözünüz hiç bir olumsuzluğu görmez, sanki bulutlar üzerindeymiş gibi gelmez mi?

Yapılan beyin araştırmaları aşkın kimyasını ölçtüklerinde ne bulmuşlar dersiniz?

Tıpkı madde kullanımındakine benzer beyin etkileşimlerine rastlamışlar: Pozitif duygularla ilgili beyin bölgeleri etkinleşmekte, negatif duygularla ilgili alanlarda sessizlik hakim olmakta. Aşk halinde yaşayan çevesine “pembe gözlüklerle” bakıyorlar. Tabi bu gözlükler beynin belli merkezlerinde bulunuyor. Gerçekten beynin kimyasında çevreyle ilgili tehlikeyi araştırıp her an tetikte olan amigdalanın etkinliğinin yavaşladığını, ödül ve sosyal ağlarla ilgili merkezlerin aktifleştiğini söyleyebiliyoruz. Deli gibi aşık olan bireylerin beyinleri aynen bu şekilde faaliyet gösteriyor.

Aşık Olmak Beyni Etkiliyor
Aşkın kimyasını araştırdıklarında, aşık kişilere sevdikleri kişinin bir resmi gösterildiğinde insula, ön singulat, kaudat nükleus ve putamentede (beynin ödül ve sosyal ağlarla ilgili merkezleri) yüksek düzeyde etkinleşme görülürken, amigdala, singulat, sağ taraftaki frontal paryetal ve temporal kortekslerdeki (korku sistemlerinin bağlı olduğu merkezler) etkinliklerin azaldığı gözlenmiştir.

Bu sonuçlar birini sevmenin beyinde en az iki süreci etkilediğini göstermektedir:

Birincisi: korku sistemlerinin etkinleşmesinin önüne geçererek amigdalayı yatıştırmaktadır. Aşıklar ‘acaba bir risk var mı, tehdit var mı?’ diye tetiklemekten ve dış dünyayı araştırıp incelemekten alıkoyuyor kendilerini. Sanırız bu pembe gözlüğün işlevi bu olsak gerek. Aşkın kimyası kendi içimize, kendimizi değerlendirmemize de olumlu etki ederek her hangi bir utanç ve değersizlik duygusu yaratan beyin faaliyetlerini de ketlediğini söyleyebiliriz. Aslında aşık olan birisi, evdeki alarm sistemini devre dışı bırakmış, sigorta poliçesini yırtıp atmıştır. Ferha’tın Şirin için dağları delerken yaptığı gibi.

İkinci olarak aşk beynimizin sosyal katılım ve ödül sistemlerini etkinleştirerek mutluluğu yaşatır. Beyinin bütün çevresindeki biyokimyasal ağları etkinleştirerek pozitif duygular uyandırır. Aşıklar birbirlerini görüp, dokunup kokusunu aldıkları zaman olumlu duygular yaşarlar. Aşk adeta bir uyuşturucu gibi, endorfin ve dopamin içerir, tıpkı kokain alan birinin beyin etkinleşmesine benzer bir etkinleşme sağlar.

Aşkın Kimyasına Neden İhtiyaç Duyarız
Aşık olmakla uyuşturucu bağımlısı olmanın beyin faaliyetlerindeki bu benzer etkisi, uyuşturucu bağımlılarını anlamamıza yardımcı olabilir. Aşık olma halini yapay olarak oluşturabilsek uyuşturucunun etkisini daha kolay anlayabiliriz. Aşıklar ve uyuşturucu bağımlıları sosyal katılım ve ödül sistemini daha kolay aktif edecekleri bir alandan yoksun olduklarından mı, yoksa beyinlerinin yapısından mı bu benzer etkiye maruz kalıyorlar? Aşık olarak ve madde kullanarak, sağlıklı bağlanma ilişkilerinde oluşturamadıkları duyguları ve beyin etkinleşmesini aşık olarak ya da madde kullanarak sağlamaya çalışıyorlar diyebilir miyiz?

Beyin araştırmaları bulgularına göre, ister madde kullanımı ve ister aşık olarak, her ikisinde de beyindeki faaliyetleri etkileyen sistemlerin aynısının birine bağlanma, sevme ve sevilme yoluyla da etkilendiği ve geliştiğidir. Bağlanma, sevme ve sevilme ihtiyacının karşılanacağı bağlanacak birini bulan ve beyin kimyası tamamlanan kişiler belki de daha az maddeye eğilim gösterebilirler. Bu yüzden, başkaları ile uyumlanabilir, sezgi ve empatik becerilerimizi kullanarak bir birimize yardım edebilir ve şifa verebiliriz.

Klinik Psikolog Ali Bıçak

www.antalyapsikoloji.net

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Klinik Psikolog Ali Bıçak’ın diğer makaleleri için lütfen tıklayınız