Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Kadın Cinayeti ve Öfke

Klinik Psikolog Ali Bıçak

Türkiye gündemini izlediğimizde bir çok farklı illerde kadın cinayetleri bir biri peşi sıra işleniyor. Artan erkek şiddeti ve kadın kıyımına karşı toplumsal tepki çığ gibi büyümekte. Ekranlarda, sosyal medya ve alanlarda insanlar öfke ve nefretini ifade ediyorlar. Yaşanan bütün cinayetleri şiddetle kınıyorlar. Bu yazımızda bütür olayların toplumsal yönünün yanında psikolojik yönüne de değinmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışacağız.

İzlenen haberler, sosyal medyadaki paylaşımlar tüyler ürperten bu cinayetlerin karşısında insanların ortak bir duruş sergilediğini, yaşanan olaylara karşı kitlesel bir hınç beslendiği ve her türlü cezanın bu caniler için yeterli olmayacağını haykırdıklarını görüyoruz. İdam cezası, ilaçla iğdiş etme, müebbet hapis her ne olursa olsun ölen canların geri getirmenin mümkün olmadığını biliyoruz. Ortaya konan tüm tepkilere sonuna kadar katılıyor, bunların ötesinde yapılacak başka şeylere ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz.

Bilmek istemediğimiz, bilemediğimiz bu canları kıyan insanlar nasıl bir ruh halindeler, böyle bir suçu işlemeye onları iten nedenler neler olduğu gibi, bu cinayetlere toplumun kilitlenmesi ve toplumsal öfkenin bu cinayetler üzerinden deşarz olmasının nasıl bir sonuç doğuracağıdır. Medyada bütün gündemin bir yerlerde bir kadının vahşice öldürülmesine bizleri tanık olmaya zorlaması ve bütün bunların sonunda da toplumu bir korkunun sarması. Evet izliyoruz bu haberleri, tepkimizi dile getiriyoruz. Peki durdurabiliyor muyuz masum canların gidişini? Asıl önemli olan böylesi cinayetler nasıl önlenmeli, bunun araştırmasını yapıyor muyuz? Böylesi gündemlerle neleri görmezden getiriyorlar bizlere?

Evet, içimizdeki öfke, ezilenle, masumla özdeşen yanımızı, böylesine sadist eylemler karşısında dışa vuruyoruz. İnsanları ekrana, sosyal paylaşım sitelerine bu konu minvalinde kilitleyen sistem, bir yerlerde bir şekilde yaşanan haksızlıklara, ezilmişlik ve masumiyet hallerine adeta bir gönderme yapar gibi. Bizim üzerinde duracağımız, kitlelerin içindeki ezilmişlik, aşağılanmışlık, çaresizlik ve her türlü acının böylesi haberlerle damla damla damıtıldığı, öfke ve nefretin bu cinayetler üzerinden dışa vurulduğu, belli bir süre sonra da sanki bütün bunlar yaşanmamış, dahi bütün yaşananların da yaşanmamış gibi sakin ve sukunet içinde toplumsal sistemin rutinine adapte olmasına işlev gördüğüdür.

Facebook profilini karartmak, her türlü öfke ve nefreti gerek meydanlarda gerekse sanal alemde kusmak bize ne sağlıyor? Olası cinayetleri önleme kabiliyeti var mı bütün tepkilerin? Tabiki suçluların bir an evvel hakettiği cezayı görmesini istiyoruz. Bunu kimse inkar edemez. Ancak asıl önemli olan bu tür suçları önlemeye yönelik yetkili kurum, sivil toplum örgütleri ve devletin nasıl bir önlem alacağının tartışılmasıdır. Böylesi sadist canilerin yetişmesinin önüne nasıl geçilebileceğinin formülünün bulunmasıdır.

Hepimizin bildiği, gelişim psikolojisi kuramsal araştırmacıları insanın psikoseksuel gelişiminin aile tarafından nasıl desteklendiğinin artık kanıtlarıyla ortaya koymaktadır. Belli bir ailede yetişen, anne-baba tutumunun, ve özellikle bebeğin yaşamının ilk 36 ayında, annenin sadece bakım veren rolünün dışında, bir bebeğin ruhsal gelişimine ne kadar etkilediğini artık biliyoruz. Sağlıklı bireyler sağlıklı aile ortamında yetişir. Sağlıklı aile ortamını oluşturan koşullar hem topluma mal edilir, hem de aileyi meydana getiren bireylerin ruh sağlığına bağlıdır.

Biz eğer toplumumuzdaki her anne-baba olmak isteyenin, her hangi bir yeterliliği, ruhsal durumunun uygunluğu gibi, bu konuyla ilgili bir eğitim ve tedavi sürecinden geçmeden aile olmalarına yürekten acıyoruz. Ruh sağlığı yerinde olmayan kişiler, aile olduklarında, anne ya da baba, ruh sağlığı bozuk bireyler yetişecektir. Bir kişinin sadistik psikopat olması, doğuştan genetik faktörlerin etkisini yadsımasak da esas etkenin çevre, yani aile olduğunu kabul etmek zorundayız. Bu yüzden aile kurmak, anne-baba olmak isteyen herkesin belli kriterlere göre ruhsal sağlık kontrolünden geçmeleri, aile kurma ehliyetine sahip olmayan kişilerin bir şekilde sağaltılmadan anne-baba olmalarına izin verilmemelidir. Ülkemizde şoför olabilmek için bir ehliyete sahip olmak gerektiği gibi, anne-baba olmak için de yeterlilik kazanacak aile eğitimleri kursları düzenlenmeli, bu kurslardan ehliyet almak şart koşulmalıdır.

Klinik Psikolog Ali Bıçak

www.antalyapsikoloji.net

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Klinik Psikolog Ali Bıçak’ın diğer makaleleri için lütfen tıklayınız