Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Ergenlik Dönemi Nedir?

Uzman Psikolog Bülent Korkmaz

Ergenlik dönemi birçok boyutuyla çok kapsamlı ve ayrıntılı ele alınabilecek bir konudur. Ama ne yazık ki uzun yazı ve kitap vb. yayınları birçok kişi okumuyor. Ancak bu gelişimsel döneme dair ben de dahil birçok meslektaşım farklı yollarla çok soru alıyoruz. Bu dönemle ilgili kısa spot bilgilendirmelerin de işe yarayabileceğini düşünerek yazdığım bu kısa bilgi yazısının ilgilenenlere genel bilgiler verme açısından yararlı olmasını umarım.

Ergenlik dönemi, hemen her bireyin hafif veya bazen ağır sorunlarla geçirdiği ve bio-psiko-sosyal önemli değişimlerin yaşandığı bir dönemdir. Bu dönem yaklaşık 9-13 yaşları arasında başlayan ve 17-20 yaşlara kadar süren bir gelişim ve değişim sürecidir. Kızlarda erkeklere oranla 1-2 yıl daha erken başlayabilir ve yine daha erken tamamlanır. Bu yaş aralıkları gelişimsel psikolojiye göre saptanan ortalama yaklaşık yaş ve sürelerdir, bir çok değişik faktöre göre değişkenlik gösterebilir.

Bu dönemde sorunlar yaşanmasının en temel nedenlerinden birisi çocuğun ergenlik dönemiyle birlikte bedeninde meydana gelen biyolojik (hormonal, fizyolojik, anatomik) değişimlerdir. Bir diğer temel neden de yaşanan psikolojik değişimlerdir; çocuk; çocukluk döneminden çıkmak, kendi kimliğini oluşturmak, özgün ve farklı birisi olduğunu göstermek gereksinimi içindedir. Kendine özgü tutum ve davranışlar geliştirmeye ve daha önce mutlak doğrular olarak kabul ettiği, ebeveynlerin tutum ve düşüncelerini reddetmeye başlar. Sorunların üçüncü temel nedeni de çocuğun artık eskisinden daha çok önemsediği kendi sosyal alanı içinde onaylanmak, kabul görmek, beğenilmek, önemsenmek gereksiniminin bu dönemde daha da öne çıkmasıdır.

Bu yukarıda söz edilen değişimlerin ergen üzerinde oluşturduğu olumsuz etkiler onun bir takım sorunlar yaşamasına neden olmaktadır. Bu sorunlar ciddi uyum problemlerine yol açabilir. Bu sorunların başında anne-baba ve diğer büyükleriyle çatışma içinde olması gelir. Bir diğer sık rastlanan sorun da arkadaşları ve diğer sosyal çevresi tarafından kabul, onay ve beğeni görme konusundaki aşırı hassasiyetten dolayı yaşadığı; bazen aşırı alınganlıkla, bazen gereksiz ödünler vermekle, bazen de kendini beğenmeme vb. ile gözlemlenen problemlerdir. Bu dönemdeki psikolojik sorunların başında azımsanmayacak oranlarda (yaklaşık 10 ergenden 3-4’ü gibi) bir klinik depresyondan söz edilebilir.

Bu dönemin hiç sorunsuz atlatılması pek olası olmamakla birlikte, hem ergenin kendisinin hem de ebeveynlerinin ve ergenle ilişkisi olan diğer büyüklerin çabaları ve doğru yaklaşımlarıyla daha az sorun yaşanarak geçirilmesi olanaklıdır. Ergenin bu dönemde yaşayacağı değişimler ile ilgili bir farkındalık kazanması, bu konuda bilgilenmesi ve duygu, davranış ve tutumlarıyla ilgili bir “içgörü” kazanması sorunların azalmasında önemli yararlar sağlayabilmektedir. Ebeveynlerin de ergeni aileye yeni katılan bir bireymiş gibi yeniden tanımaya ve anlamaya çalışarak, onun farklı kişilik özellikleri olabileceğini ve diğer farklılıklarını kabul edebileceğini göstererek, yeterli hoşgörü ve esnek anlayışla ve “empati” kurmaya çalışarak ve en önemlisi sevgiyle yaklaşması bu dönemdeki sorunların en aza inmesine yardımcı olabilmektedir.

Hepimizin hayatında istisnasız bir kez geçtiği bu dönemde yaşanan sorunlar ciddi boyutlara ulaşmadıkça bir hastalık gibi görülmemeli; gelişim süreci içerisinde yaşanması gereken bir dönem olarak kabul edilmelidir. Ancak bu sorunlar önemli olumsuz sonuçlara yol açmaya başladıysa ki örneğin; iletişimde ciddi kopukluklar, yoğun içe kapanma, öfke nöbetleri, tutarsız ve ölçüsüz davranışlar, depresif belirtiler görülüyorsa öncelikle ergene karşı suçlayıcı ve eleştirici tutum göstermemeli, daha fazla beklemeden psikolojik danışmanlık ve gerekiyorsa da uygun psikoterapi hizmetlerinden yararlanılmalıdır.

Uzman Psikolog Bülent Korkmaz

www.krmgelisim.com

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Uzman Psikolog Bülent Korkmaz’ın diğer makaleleri için lütfen tıklayınız