Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Günbatımı Gündoğumu

Uzman Psikolog Bülent Korkmaz

Günbatımı ve gündoğumu basit bir döngü mü? Yoksa insana dair birşeyler mi söylüyor? Merak edenler için..

Dünyamızın kendi etrafında bir kez dönmesiyle oluşan gün kavramı bir gündoğumu ve bir günbatımını içeren ve bize evrenin milyarlarca yıllık muhteşem döngüsünü örnekleyen en basit ve küçük modelidir. Bu bize sadece astronomik anlamda bir model olmaktan öte, aslında insan yaşamının da temel döngüsünü açıklayan bir kavramdır.

Doğum ve ölüm, mutluluk ve acı, karanlık ve aydınlık, gece ve gündüz, açlık ve tokluk, uyku ve uyanıklık, iyilik ve kötülük, savaş ve barış, başarı ve başarısızlık, cesaret ve korku ve bunun gibi insan yaşamına ait karşıtlıklar aslında bizim ürettiğimiz, var ettiğimiz durumlar olmaktan çok kaçınamadığımız ve tabi olduğumuz durumlardır. Tüm evren ve doğa kendi içinde bu ikilikleri barındırır ve doğa bu ikilikler, karşıtlıklar arasında salınan bir dengeye sahiptir.

Ancak biz bazen bu dengenin ve döngünün dışındaymışız gibi yaşamaya çalışır, bu dengeyi sürekli kendi lehimize değiştirmek için çabalar dururuz. Doğumu kabul eder ölümü kabullenmeyiz, mutluluğu kabul eder acıyı kabullenmeyiz, başarıyı kabul eder başarısızlığı kabullenmeyiz… Hayatı olduğu gibi kabullenmeyiz, hep bir suçlu ararız ve hatta bazen cezayı da keseriz. Biz bu doğanın bir parçası değilmişiz gibi, ondan ayrı bir sisteme tabi bir varlıkmışız gibi algılamaya ve davranmaya çalışırız. Ama bilmeliyiz ki bu çabalar nafile. Ne yaparsak yapalım; ne kadar zeki olursak olalım; ne kadar ‘ayrıcalıklı’ olursak olalım; bize Tanrı’nın diğer canlılardan farklı olarak verdiği zeka ve akla sahip olduğumuz için ne kadar bu doğal denge ve döngünün dışındaymışız / üstündeymişiz gibi davranalım, boş. Çünkü evrenin kanunlarını değiştirecek gücümüz yok ve insanoğlu bunu hiçbir zaman yapamayacak.

O halde ne yapmalıyız? Önce ayaklarımız yere basmalı ve bu evrensel sistemin ve onun işlevi olan doğanın acizane bir parçası olduğumuzu alçakgönüllülükle kabul edelim ve bununla birlikte yaşamın bize getirdiği güzel ve hoş şeylerle birlikte, kötü ve acı olanlarını da kabul etmeyi öğrenelim. Bunu temel bir algılama arka planı olarak sindirdikten sonra, işte o zaman bize verilen zeka ve akılla hem kendi yaşamımızı, hem de insanlık adına yaşamı daha iyi, daha güzel kılmak için çalışalım. İnsan olmanın gücüyle insanlık değerimizi olabildiğince yükseğe taşımaya çalışalım. Sonuçlarını da, iyi veya kötü, hayatın getirdikleri olarak kabul edelim. Ayrıca bunu sadece hayat algılaması bakımından gerçekleştirmemiz de yeterli değil. Bununla birlikte doğanın bu evrensel dengesini bozmak değil korumak için çaba gösterelim. Alacağımız her kararı, atacağımız her adımı bir de bu yönden gözden geçirelim; doğanın akışına uygun mu, doğal dengeyi bozuyor muyuz diye. Geçici çıkarlar, geçici yapay mutluluklar elde etmek adına, hem kendimiz hem tüm insanlık için hayatı kötüleştirmeyelim, o korktuğumuz, kaçındığımız ölümün bile masum kalacağı yanlışlara ortak olmayalım. Yoksa sadece doğanın bir kanunu olan o kaçınılmaz ölümle kalmayacağız, daha da kötüsü; yaşamımızı da yok edeceğiz. Ve çocuklarımızın geleceğini…

Uzman Psikolog Bülent Korkmaz

www.krmgelisim.com

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Uzman Psikolog Bülent Korkmaz’ın diğer makaleleri için lütfen tıklayınız