Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

Depresyonlu Hastaların Akıllarına Takılan Sorular

Distimi Nedir ?

Amerikan Psikiyatri Birliğinin ruhsal bozuklukları sınıflandırma sistemine göre depresif bozukluklar genel olarak major depresyon ve distimi olarak sınıflandırılmaktadır. Major depresyon görece daha kısa süreli fakat ağır, distimi ise görece daha hafif ama daha uzun süren depresyon durumları için kullanılmaktadır.

Tanı konulabilmesi için belirtilerin varlığı kadar bunların şiddeti ve süresi de önem taşımaktadır. Diğer yandan bu belirtilerin kişide belirgin bir sıkıntıya ya da toplumsal ve mesleki alanlarda ya da önemli diğer işlevsellik alanlarında bozulmaya neden olması koşulları da aranmaktadır.

Distimi tanısı konulabilmesi için hastanın yakınmalarının en az iki yıldır sürüyor olması gerekmektedir. Belirtilerin tanı koymak amacıyla kullanılabilmesi için hemen hemen her gün ve günün büyük kısmında sürmesi koşulu aranmaktadır.

Amerikan Psikiyatri Birliği’nin ölçütlerine göre distimi tanısı koymada kullanılan 7 belirti bulunmaktadır:

1. Depresyonlu duygudurum,
2. İştah değişiklikleri (iştahsızlık ya da iştah artışı),
3. Uyku değişiklikleri (uykusuzluk ya da aşırı uyku),
4. Yorgunluk,
5. Kendini değersiz hissetme,
6. Düşünceleri belli bir konuda toplayamama, kararsızlık,
7. Umutsuzluk.

Distimi tanısı konulabilmesi için kişide yukarıda sayılan yedi belirtiden en az üç tanesinin bulunması gerekmektedir. Ancak bu üç belirtiden birisinin mutlaka “depresyonlu duygudurum” olması gerekmektedir.

Distimi, göreceli olarak daha hafif ve uzun süren depresyon durumlarını ifade etmek için kullanılan bir kavramdır. Çoğu zaman kişinin kendisi ve yakınları hastanın bu durumuna alışmıştır. Hasta yaşadıklarını çoğu zaman bir kader olarak görür; yakınları ise hastanın belirtilerini kişilik yapısı olarak yorumlar.

Major depresyon ile kıyaslandığında hastadaki depresyon belirtileri şiddetlenmedikçe distimili hastaların yakınmaları için doktora başvurdukları ve çare aradıkları pek görülmez. Distimili hastalarda da görülen belirtiler ve klinik tablo birbirinin aynısı olmasa da aşağıda en çok rastlanan klinik tabloya bir örnek verilmiştir:

Kişi kendini yıllardır, mutsuz-neşesiz hisseder. Baş ağrısı ve eklem ağrıları için yıllardır ağrı kesici ilaçlar içiyor olmasına karşın bu ağrılardan bir türlü kurtulamamıştır. Uykusu ve iştahı düzensizdir. Kimi zaman iyi uyumakla birlikte, uykusuz günleri çok daha fazladır. Çoğu zaman gün içinde yaşadıklarını kurmaktan bir türlü uykuya dalamaz. Yemeğini şöyle iştahla yediği pek görülmez; çoğu zaman kendini zorlayarak yemek yer. Kendine güveni hiç yok gibidir. Çevresinde yaşayanlar onu neşelendirmek için gezmeye götürseler bile çoğu zaman bu gezilerden pek zevk almaz.

Prof. Dr. Erol Özmen
Manisa Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi
Psikiyatri Anabilim Dalı