Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Bir Eski Yıl Muhasebesi

Prof. Dr. Erol Özmen

Büyük bir coşku ve heyecanla beklediğimiz bir yeni yıla daha giriyoruz. Yeni yıldan neşe, mutluluk, huzur, güzellik ve bolluk bekliyoruz. Her şeyin değişeceği, her şeyin gönlümüzce olacağı günlerin geleceği umudu içindeyiz. Sanki sihirli bir el bir anda her şeyi değiştiriverecek.

Başka bir açıdan bakıldığında “yeni yıl” kavramının insan zihninin yaratıcılığına güzel bir örnek olduğu görülür: insanoğlu kendi kurguladığı bir şeyi, kendisini belirleyen bir şeye dönüştürür.

Tüm insanların kullandığı önemli bir ruhsal savunma işlevi görür yeni yıl. Sanki, başka bir gün, büyüsel bir yönü olan başka günler başlayacaktır. Birçok kez yaşanmış olduğu bilinse bile değişmek için, dünyanın değişmesi için yeni bir şans tanınmış gibi algılanır. Fakat bir yanılsama olsa da insan yaşamında önemli bir yer tutar bu kurgulama. Bu algı bir yandan da insanoğlu için yaşamını gözden geçirmesi için büyük bir şanstır.

Gelin, siz de gelen yıl ile ilgili umutlarınızı bir kenarda tutun ve değişme gücünün yalnız sizin elinizde olduğunu bilerek geçtiğimiz yıl yaşadıklarınızı dürüstlükle, içtenlikle, kendinizi kandırmadan gözden geçirin:

Geçip giden yıl içinde hiç “iyi ki yaşıyorum, yaşamak ne güzel” diye haykırdınız mı?

Bir tan vaktinde yeni doğan güneşin uçsuz bucaksız bir ovaya gülümsemesine katıldınız mı?

Ya yorgun argın bir günde, bir akşam vakti, denizle buluşan güneşle serinlediniz mi?

Gecenin karanlığı çökmeden eşsiz lacivert renge bürünen gökyüzünde kayboldunuz mu?

Yıldızların dansına katıldınız mı?

Kır çiçekleri ile birlikte yaşam coşkusu veren baharı karşıladınız mı?

Gökkuşağının altından geçerken “adil bir dünya istiyorum” dileğini tuttuğunuzda, sanki öyle oluverecekmiş gibi sevindiniz mi?

Her şeye rağmen sizi yalnız bırakmayan dostlarınızın engin kollarına kendinizi bıraktınız mı?

Miniminnacık bir kediyle oynaştınız mı?

Suya düşen bir arıya yardım elinizi uzattınız mı?

Yürümeyi yeni öğrenen bir çocuğun coşkusuna katıldınız mı?

Dostluğun sevginin paylaştıkça arttığını, acının ise paylaştıkça azaldığını gördünüz mü?

O’nu gördüğünüzde yüreğiniz bir kuş gibi çırpındı mı?

Eski Türk filmlerini izlerken ağladınız mı?

Kendinize, sevdiklerinize zaman ayırdınız mı?

Çocuğunuzun sevgi dolu bakışı, sarılışı size her şeyi unutturdu mu?

Bir şarkı ya da bir türkü alıp götürdü mü sizi kendi dünyasına?

Reklamda da olsa birbirine kavuşan iki insan içinizdeki ayrılıkları küllendirdi mi?

Sizi bu dünyaya getirenin anneniz olduğunu en içten hissetiniz mi?

Hayatın hiç de sandığınız kadar kolay olmadığını, onun güçlerinin de sınırlı olduğunu görüp de babanızı affedebildiniz mi?

Bağlılığın en az aşık olmak kadar güzel bir duygu olduğunu hissetiniz mi?

Dayanışma ve paylaşmanın her şeyden daha değerli olduğunu, yaşamın dayanışma ve paylaşma üzerine kurulu olduğunu fark ettiniz mi?

İyilik meleği hayatın anlamının aslında sıradan gibi görünen yaşantılarda gizli olduğunu kulağınıza fısıldadı mı?
…….

Prof. Dr. Erol Özmen

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız