Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

Bir İnsanı Anlamak

Prof. Dr. Erol Özmen

‘Bir insanı anlamak’ ifadesi herkes tarafından aynı anlamda kullanılmayan ya da anlaşılmayan bir ifadedir. Esas olarak bir insanın belli bir zamandaki davranışının ya da ruh halinin neden ve nasıl oluştuğunu görmeyi ifade eder. Ancak çoğu zaman bu ifadenin içinde  ‘görme’nin yanında ‘anlayışla karşılama’, ‘hoş görme’, ‘ona hak verme’, ‘onu haklı görme’ ya da ‘affetme’nin de olduğu düşünülür. Bu da günlük yaşamda ‘insanı anlama’ becerisinin kullanılmamasına yol açar. Yaşanan bir çatışmada insanı anlama becerisi yanlış biçimde  kullanıldığında ‘onu haklı, kendisini haksız görme’ ya da ‘öyle görüleceğini düşünme’ ile ilgili duygu ve düşünceleri ortaya çıkar. Oysa bir insanın hem neden öyle davrandığını görüp hem de onun davranışının yanlış olduğunu düşünebiliriz.

Birçok kişi başkalarını yüzeysel ve öznel bir yaklaşımla değerlendirir. Bir insanı hiçbir yanılgı taşımayacak şekilde anlamak mümkün değildir. İnsanlar bazen kendilerinin bile kendilerinden beklemediği şekilde davranabilirler.  İnsan davranışının oluşumunun karmaşık olması anlamayı zorlaştırır. Bir insanı ya da bir davranışı anlamak için resmin bütününe bakmak (daha doğrusu bakabilmek) gerekir.

Psikoloji ve insan davranışının oluşum düzenekleri konusunda yeterince bilgi sahibi olmadan insanları en doğru biçimde anlamak mümkün değildir. İnsanları daha iyi anlamak isteğinde olanların ilk yapmaları gereken insan davranışının oluşum düzeneklerini öğrenmektir.

Bir insan ya da bir konu hakkında hızlı bir şekilde kesin karara varılmamalıdır. Her değerlendirmenin yanlış olabileceği, yeni verilerle değerlendirmenin değişebileceği unutulmamalıdır. Bazen bazı insanları çok yanlış anladığımızı fark eder ve çok şaşırırız. Bazen de yanlış anlaşılmaktan yakınırız. Öyle insanlar da vardır ki her şeyi yanlış anlarlar. Bir insanı nasıl anlayacağımızı etkileyen etmenleri şu şekilde sıralayabiliriz:

 

  • Bir insanı anlamaktan söz edildiğinde eş anlamlı gibi düşünülse de ‘bir insanı tanımak’, ‘bir insanı hoş görmek’ ya da ‘bir insana anlayışla yaklaşmak’ daha farklı anlamlar da içerir. Bir insanı ne kadar iyi tanıyorsak, onun hakkında ne kadar çok bilgimiz varsa onu daha iyi anlama şansımız o kadar artar. Bir insanın belli bir davranışını ya da ruh halini ne kadar iyi anlıyorsak ona hoş görüyle ve anlayışla yaklaşma, ona tahammül etme olasılığımız o kadar artar.
  • Kendini tanımak: Bir insan kendini ne kadar iyi tanıyorsa aklından geçenlerin, yaşadığı duyguların ve davranışlarının ne kadarının kendisi ile ilgili ne kadarının karşısındaki ile ilişkili olduğunu daha iyi sezer.
  • Bilgi sahibi olmak: Bir kişi hakkında ne kadar çok bilgi sahibi olunursa onu doğru anlama olasılığı o kadar artar.
  • Önyargılar: Önyargılar bir insanın diğer insanları olduğu gibi görmesini engelleyen değerlendirmelerdir.
  • Eşduyum (empati): Bir insanı anlamada can alıcı önem taşıyan becerilerden birisi eşduyum kurma becerisidir. Eşduyum kurmadan başka bir insanı anlamak eksik bir anlamak (kuru ve duygusuz bilgi) olacaktır
  • Kişilik yapısı: Kişilik yapıları ve bu yapının insan davranışını nasıl etkilediği bilgisi kişilik yapısını bildiğiniz bir insanın neden öyle davrandığını ya da nasıl davranabileceğini göremenizi sağlar.
  • Güncel duygular: İster olumlu ister olumsuz olarak nitelenen duygu olsun, duygular ne kadar etkinleştiyse bir insanı anlamayı etkileme olasılığı o kadar artacaktır.
  • Karşıdakinin ifade ediş şekli / tarzı: Karşımızdaki insanı değerlendirirken onun görünüşü, söyledikleri ve beden dili doğal olarak değerlendirmemizi etkiler. Karşımızdaki kişi başarılı bir tiyatro sanatçısı gibi rol yapabiliyor ise bizleri yanıltabilir fakat bir kişinin insanı tanıma becerisi ne kadar geliştiyse kanma olasılığı da o kadar azalır.
  • İletişimin sözel olmayan ipuçları: Bir insanı anlamada yalnız söyledikleri dikkate alınırsa yanlış yorumlarda bulunulma olasılığı artar. Bir insanı anlamada iletişimin dil dışındaki diğer ögeleri de dikkate alınmalıdır.
  • Günlük dilde bir başka insanın bir davranışının altında yatanları belirlemek için ‘anlamak’ sözcüğünü kullanırız. Örneğin birisine ‘neden öyle davrandığını anlamaya çalış’ deriz. Fakat böyle bir söyleyiş bazen yanlış anlamalara yol açar. Bunun en önemli nedeni birçok insanın ne olursa olsun haklı görülme isteği (ya da haksız görülebileceği endişesi) taşıyor olmasıdır. Ancak ‘anlamak’ sözcüğünün aynı zamanda ‘anlayışla karşılamak’ anlamına geliyor olması da bu yaklaşımı pekiştirmektedir. Bu nedenle belki de ‘anlamak’ sözcüğü yerine ‘görmek’ sözcüğünü kullanmak daha yararlı olabilir.
  • Kendisini anlamayan insanların çoğu başkalarının da kendisini anlamayacağını düşünür. Oysa kişi kendisini anlayamıyor bile olsa başkası onu anlayabilir.
  • Psikolojik zihinliliği olmayan, davranışlarının altta yatan nedenlerini göremeyen kişilerin başka insanları doğru anlama olasılığı daha düşüktür.
  • ‘Haklı olduğunu düşünmek’ ile ‘bir insanı anlamak’ birbirine karşıt etki yapan kavramlardır. Hele kişi haklılığının karşısındaki insan tarafından görülmesi gereksinimi içindeyse onu anlaması mümkün değildir. Diğer yandan bir insanı anlamak onun haklı olduğu anlamına gelmez. Bir çatışmada hem kendinin haklı olduğunu düşünmek hem de karşıdakini anlamak mümkündür. Kişilerarası ilişkilerde başarılı olmak için çatışmalarda çatışma yaşanan insanı anlamak ile kimin haklı olduğu sorularını ayırabilmek gerekir.
  • Anlaşıldığını hissetmek hoş bir duygudur. İnsanı rahatlatır, sırtındaki ruhsal bir yükü alır. Ancak bazı insanlar anlaşıldığını hissetme özürlüdürler. Bir türlü yaşayamazlar o duyguyu. Bir başka insan tarafından kendisine değer verilebileceğini düşünemezler. Değer görmeyi hak etmiyormuş hissi içindedirler.
  • Sevme bir insanı anlamayı kolaylaştırabilir fakat garantilemez. Hatta bazen ‘aşkın gözü kördür’ atasözünde ifade edildiği gibi bir insanı doğru anlamayı engelleyebilir. Diğer yandan bir insanı sevmemek onu anlamayı olanaksızlaştırmaz.
  • Kendisini gizleyen bir insanı anlamak daha zordur fakat olanaksız değildir. Bir insan kendisini ne kadar saklarsa saklasın yüz ifadesi, konuşmasının içeriği, konuşmasındaki tonlamalar ve vurgular onun ruhsal durumu hakkında ip uçları verir.
  • Yalnız akıl yürüterek, kişinin gözlenebilen davranışlarına bakarak ya da söylediklerinin sözlük anlamlarını dikkate alarak bir insanı anlamak mümkün değildir.
  • Bazı atasözlerimiz bir insanı anlamak açısından çok anlamlıdır. ‘Bekâra karı boşamak kolaydır’ atasözü bekarın evli insanı anlayamayacağına işret eder.

Prof. Dr. Erol Özmen
Manisa Celal Bayar Üniversitesi
Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız