Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Çöpüne Bak Kim Olduğunu Anla

Prof. Dr. Erol Özmen

Sözlükte çöp, “yararsız, pis ya da zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin topu” şeklinde tanımlanmaktadır. Bu tanıma göre bir şeyin çöp sayılabilmesi için önce atılmış bir şey olması; bunun dışında da ya yararsız, ya pis, ya da zararlı olması gerekiyor. İşin aslına bakacak olursak; çöp, insanın yaşarken tükettiklerinden geride kalanlardır. İnsan hem yaşayabilmek için gerekli olandan daha fazlasını hem de yaşayabilmesi için gerekli olandan daha farklı şeyleri tüketir.

Bu, insanı çöp konusunda diğer canlılardan ayıran özelliklerden biri olsa gerek. Öyle ki tükettiklerinden kalanların bazıları kendisine ve içinde yaşadığı doğaya zarar verir. Hatta yaşanmaz hale bile getirebilir.

Çöp ve çöplük yaratıcısının aynasıdır. Başka bir deyişle çöpü / çöplüğü ya da çöpüyle ilişkisi sahibini ele verir. Çöpüne, çöplüğüne bak, çöpüne ne yaptığına bak, çöpüyle nasıl yaşadığına bak, o kişiyle ilgili neler neler görürsün. Zengin midir, yoksul mudur ? Ne yer, ne içer ? Kendini, başkalarını ve doğayı sever mi, sayar mı ? Nasıl bir insandır ?

Kiminin çöpü dağlar gibidir, kendi başına bir zenginliktir. Kiminin çöpü var mıdır, yok mudur; belli değildir. Kimi için göz önünde görülmek istenmeyen şeylerdir. Kiminin yaşamının bir parçasıdır, onlarla içiçe yaşar. Kimi için utanç kaynağıdır, gizlemek için elinden geleni yapar. Şizofrenili için sırtındaki paçavra değil, kral giysisidir ve onun krallığının kanıtıdır. Eskimişlerden bir türlü vazgeçemeyen ve onları bir yerlerde biriktiren obsesifler için, her an gerekli olabileceği düşünülen şeylerdir. Çöp toplayan için geçim kaynağıdır.

Bazı kişiler hem kendilerine, hem başkalarına, hem doğaya sevgi ve saygı duymadıklarını her fırsatta ilan ederler. Şehirlerarası -hatta şehiriçi- yollarda yediği-içtiğinden geri kalanı arabanın camından dışarı atarlar. Piknik yerini çöplüğe çevirirler. Bıraktıklarının çöp olduğunu bildikleri bazen güzelce torbaladıklarından bellidir. Ne düşündüklerini, neden böyle davrandıklarını anlamak pek kolay değildir. Sanki hep bekledikleri sallandıracaksın ikisini tehditidir, başlarında bir bekçi bulundurulması gerekmektedir. Bunların çok az kısımı toplumun her türlü kuralını hiçe sayan, başkalarının gereksinimlerini hiç önemsemeyen kişilerdir; vicdanları gelişmemiş gibidir. Daha çoğu ise başkaları yaptığında bunu acımasızca eleştiren, sıra kendisine gelince kendince bir gerekçe bularak çöplerini oraya buraya bırakıveren kişilerdir; duruma, güne göre kararları değişir.

Uygar toplumlarda durum doğal olarak daha farklı. Kimse çöpünü orta bir yere, canı çektiği gibi bırak(a)maz. Kurulu düzen böyle bir şeye izin vermez. Fakat bu kuralların vicdanı kendi sınırları içinde çalışır. Gelişmiş ülkeler zehirli çöplerini oradaki insanlara zarar vereceğini bile bile geri kalmış ülkelere gönderirler. Para dışında tanrısı olmayan birilerini bulup, minareyi makul bir kılıf içinde kendilerinden ustaca uzaklaştırırlar. Her şeye karşın konuyu sorgulayanların yine oralardan çıkması, biraz olsun insanı ümitlendirmektedir.

Kimi insanlar kullandığı bazı eşyaları eskidiğinde atamaz. Bir köşede biriktirir. Kendisi dahil kimse tam olarak anlayamaz neden böyle yaptığını. Sıklıkla “günün birinde işe yarayabileceği” gerekçe olarak öne sürülür. Diğer yandan bu kişiler, temizlik ve titizlik konusunda en duyarlı kişilerdir. Hatta bazılarının duyarlılığı aşırı bile bulunabilir. Çöpleri en derli toplu olan bu kişilerdir. Düzen ve titizliğe düşkünlükleri çöplerine de yansır.

Dünyayı çoğumuzun algıladığından daha farklı algılayan şizofrenili bir hasta için çöp bambaşka anlamlar taşıyabilir. Kendine göre anlamlar yükleyerek çöplerini atmayabilir. Çöpler içinde yatıp kalkabilir. Çöp, çöp değildir artık onun için.

Belki de asıl zor olan zihinlerdeki çöplük. İnsanoğlu belki de şimdiye kadar hiç karşılaşmadığı kadar bilgi/uyaran bombardımanı ile karşı karşıya. Ne yazık ki farkında olunsa da olunmasa da insan beyni bunları bir şekilde algılar ve depolar. İşin kötüsü hangisinin çöp ya da ne zaman çöp olduğunu anlamak mümkün değildir. Anlaşılsa da yapılacak bir şey yoktur artık, bunlar bir parçasıdır kişinin. Atsan atılmaz, satsan satılmaz. Varlığını hep sürdürür. Çağımız insanının huzursuzluğunun belki de önemli bir bileşeni zihinlerdeki bu çöpler.

Çöp ve çöplük; çöp toplayanları, çöpçüleri getirir akla. Eziklik, acıma, utanç ve suçluluk duyguları içinde izleriz onları. Bir çok yerde çöpçülerin bayram bahşişi toplamaları gelenekselleşmiş bir tören gibidir. Adeta bir terapi seansı yaşanır, rahatsız edici duygulardan arınılmaya çalışılır.

Şehirde yaşayan çocukların hemen hepsinin gönlünden bir dönem çöpçü olmak geçmiştir mutlaka. Gürültülü, bağırış çağırışlı geçişleri heyecanlı merakla beklenir ve seyredilir. Çöp onlar için çöp değildir. Yıllar geçtikçe çöp, “çöp” olur ve çöpçü olmak bir hayal olmaktan çıkar.

Çöpler ve çöplük yaratıcısının olduğu kadar toplumun da aynasıdır. İnsanın kendisiyle, insanın doğayla ve insanın toplumla ilişkisinde pek çok ipuçları sunar – bakmasını bilene.

Prof. Dr. Erol Özmen

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız