Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Duyguların İnsan Yaşamındaki Yeri ve İşlevi

Prof. Dr. Erol Özmen

Duyguların insan yaşamındaki yerini ve işlevini anlamak kendini tanımaya çalışan bir kişi için önemli bir dönüm noktasıdır. İnsanın bugün yaşadıkları ile ilişkili olarak canlanan duyguların geçmişte yaşadıkları ve iç dünyası ile bağlantılı olması onun önemini arttırmaktadır. Cesur biçimde duyguların izini sürmek insanın kendisini tanıması yanında, daha mutlu ve huzurlu bir yaşama ulaşmak için yararlı bir girişimdir.

Duygular yaşamın rengi, “tadı tuzu”dur
Duygu yaşamak, duygulanmak insanın sahip olduğu en önemli özelliklerinden birisidir. Duygunun yaşanmadığı bir yaşam düşünülemez.

Duygular insan yaşamına her an eşlik eder
Yaşadığının farkında olan insanoğlu, kendisinde ve çevresinde olup bitenleri bir yandan algılarken bir yandan da bunları değerlendirir ve yorumlar. Bu sürece her zaman çeşitli (bazen belli belirsiz, bazen de çok yoğun) duygular eşlik eder.

Duygular öncelikle bir histir
Hissetmek insanın en temel özelliklerinden birisidir. Duygular da her şeyden önce bir histir. İnsan bazen ayrıştıramasa da adlandıramasa da hissettiğinin farkındadır.

Duygular aynı zamanda bir sezgidir
Duygular bazen görünürde açık bir veri olmadığı halde bazı şeylerin kavranmasını, görünenin ve söylenenin ötesinin sezilmesini sağlar. Adlandırılamayan ya da fark edilmeyen ip uçlarının yakalanması ile yaşanan duygu aslında bir şeylerin sezilmesidir.

Duygular yönlendiricidir
Duygular insanın en önemli yönlendiricileridir. İnsanı nasıl davranması gerektiği ve yaptığının doğru ya da yanlış olduğu konusunda uyarır.

Duygular yaşananları anlamlandırır
Duygular insanın yaşadıklarını anlamlandırmasını sağlar.

Duygular iç dünyamızı yansıtır
Yaşadıklarımız bir yandan iç dünyamızda değerlendirilirken bir yandan da bazı duyguların canlanmasına neden olur. Hangi duygunun canlanacağını ise yaşadıklarımızın iç dünyamızdaki anlamı belirler.

Ehlileştirilmeyen duygular insanın yaşamını alt üst edebilir
İnsanın psikolojik gelişimi bir yandan da duyguların ehlileştirilmesi sürecidir. İnsanın duygulardan kaynaklanan itkileri denetleyememesi (örneğin öfkesini denetleyemeyen bir kişinin kendisine ve çevresine zarar vermesi) kişilerarası ilişkileri olumsuz etkiler.

Duygular ilişkilerimizi etkiler
Duygular kişiler arası ilişkileri etkileyen en önemli etmenlerden birisidir. Birlikteyken iyi duygular hissettiğimiz insanlarla daha çok birlikte olmak isterken rahatsızlık verici duygular hissettiren insanlardan uzak durmaya çalışırız.

Duygular düşünceden, düşünceler duygulardan etkilenir
Duygular ve düşünceler sürekli dinamik bir etkileşim içindedir. Birincil olarak hangisinin etkili olduğu arayışı cevabı olmayan bir arayıştır.

Duygular yalnız bugünle ilişkili değildir
Duygular yalnız bugünle ilişkili değildir. Özellikle sık sık ve daha yoğun yaşanan duygular eskiden kalanların canlanmasından başka bir şey değildir.

Duygular çoğu zaman iç içe yaşanır
İnsan hiçbir zaman saf ve tek bir duygu yaşamaz, hissettikleri her zaman birçok duygunun karışımından oluşur. Genellikle birden fazla duygu iç içe yaşanır. Bazen bir duygunun diğerini maskelediği gözlenir. Duyguları mümkün olduğunca ayrıştırmak kendini tanıma ve anlama sürecinde çok önemli köşe taşlarıdır.

Bazı duygular basit koşullanmalardır
İnsan davranışını belirleyen etmenlerden birisi de koşullanmalardır.

Duyguları her zaman tetikleyen bir şey vardır
Hiçbir duygu kendiliğinden canlanmaz. Fark edilsin ya da edilmesin yaşanan duyguyu her zaman tetikleyen bir şey mutlaka vardır. Televizyonda izlenen bir haber, yolda karşılaşılan her hangi bir görüntü, birisinin bir sözü ya da bakışı gibi basit görünen olaylar bile bazen beklenenin çok ötesinde duygular yaşanmasına neden olabilir.

Duyguları güdüleyicidir
Kişinin belli yönde davranmasını motive eder.

Duygular yargılamayı etkiler
Neyin iyi neyin doğru olduğu konusunda karar verirken duygulardan yararlanırız. Kendimizi daha iyi hissetmemizi ve olumlu duygular yaşamamızı sağlayan olaylara ve insanlara daha olumlu gözle bakarız

Duygulara karşı her zaman çeşitli yargılarımız vardır
Bazı duyguları neden yaşadığımızı anlayamaz ve yaşadığımız için rahatsız oluruz. Duygularla ilgili yargılarımız bizi o duyguyu yaşadığımız için kendimizi kınamamıza yol açar. Oysa duyguları olduğu gibi kabullenmek, anlamaya çalışmak daha yararlı bir yaklaşımdır

Benzer durumlarda hep aynı duygunun yaşanması bir iç çatışmaya işaret eder
Bu durum insanın iç dünyasını anlamada önemli bir ipucudur. Tekrarlayan biçimde benzer durumlarda aynı duyguyu yaşama çözümlenemeden kalmış bir iç çatışmanın göstergesidir.

Duyguların ayrıştırılması sanıldığından zor bir süreçtir
Birçok duygunun iç içe yaşanması ve bazı hislerin ifade edilmesi güç nitelikler taşımasına neden olur.

Duygular mantıklı düşünmeyi etkiler
Duyguların insanın mantıklı düşünmesini ve davranmasını engellediği düşünülerek insanı zayıflattığı ileri sürülür. Oysa insanı zayıflatan duyguların anlamını doğru yorumlayamamasıdır.

Duyguların insanı zayıflattığının düşünülmesinin en önemli nedeni duyguyu hissetmek ve farkına varmak ile duygunun oluşturduğu itkilere denetimsizce kapılmanın birbirine karıştırılmasıdır. Duygunun akılcı karar vermeyi engelleyeceği yargısı ile de duygu yaşamanın kişiyi zayıflattığı varsayılır. Oysa duygunun yol göstericiliğinin uygun biçimde kullanılması akıl yürüterek fark edilmeyenlerin farkına varılmasını sağlar.

Prof. Dr. Erol Özmen

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız