Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Ego Gücü Ya Da Güçlü Kişilik

Prof. Dr. Erol Özmen

 

Ruh sağlığının önemli kavramlarından birisi de ‘ego gücü’dür. ‘Ego gücü’ yapısal olarak incelendiğinde ruhsal aygıtı oluşturan üç yapıdan (id, ego ve süperego) egonun taşıdığı nitelikleri gösteren bir kavramdır. Bir kişinin ruhsal açıdan sağlıklı olduğunu söyleyebilmede kullanılabilecek en iyi göstergelerden birisidir.

Ego gücü olumlu yönde gelişen insanların bir ruhsal hastalığa yakalanma olasılıkları daha düşüktür ve bu insanlar psikososyal olayların yarattığı stres ile daha başarılı bir şekilde baş edebilmektedirler. Her türlü güçlüğe karşı dirençli ve dayanıklıdırlar ve stres yaratan bir olayla karşılaştıklarında oluşan ya da oluşabilecek güçlüklerle baş edebilirim hissi taşırlar.

Ego gücü kişinin gerçeği doğru değerlendirmesi, iç dünyasından ve dış dünyasından gelenleri ayırt edebilmesi, istek ve gereksinimlerini algılayabilmesi, bunların doyum bulabilmesi için iç ve dış etmenleri dikkate alarak doyum arayabilmesi, gerektiğinde doyumu geçici ya da kalıcı olarak engelleyebilmesi ile ilgilidir.

Diğer yandan ego gücü; çeşitli kaynaklarda ve günlük dilde ‘sağlam kişilik’, ‘dirençli kişilik’, ‘güçlü kişilik’ ve ‘güçlü insan’ olarak da ifade edilen kavramlarla yakından ilişkili olmakla birlikte bu kavramlar ile birebir aynı anlamı taşımamaktadır. Ancak ego gücü olumlu yapılanmış bir insanda bu kavramlarla ifade edilen bütün özellikler doğal olarak bulunur.

Ego gücü ne kadar olumlu gelişmiş olursa olsun insanların güçsüz ya da zayıf olarak nitelendirilebilecek yönleri yine de olacaktır. Ayrıca aynı insanın çeşitli zamanlardaki ego gücü farklı olabilmektedir – örneğin birçok sorunun üst üste gelmesi ya da ağır olumsuz koşullara maruz kalınması durumlarında insanların ego gücü işlevlerinde çeşitli bozukluklar oluşabilmektedir.

Ego gücünün göstergeleri:

Ego gücü bir insanın

  • karşılaştığı güçlüklerle ne oranda baş edebileceğini,
  • istek, gereksinim ve dürtülerinin ne oranda farkında olabildiğini,
  • istek, gereksinim ve dürtülerinin doyumu için ne oranda çaba gösterebildiğini,
  • içsel ve dışsal koşullar uygun olmadığında istek, gereksinim ve dürtülerini ne oranda erteleyebildiğini,
  • istek, gereksinim ve dürtülerinin gerçekleşmesi mümkün olmadığında durumu ne oranda olgun biçimde kabullenebildiğini,
  • kendisinin ve diğer insanların sınırlarını ve sınırlılıklarını ne oranda görebildiğini,
  • kendisini eksiği ile fazlasıyla ne oranda olduğu gibi kabullenebildiğini, ifade eder.

Günlük yaşama yansımaları:

Ego gücünün günlük yaşama yansımalarına baktığımızda ise bir insanın ego gücü ne kadar çok olumlu nitelikler taşıyorsa (başka bir deyişle ne kadar çok güçlü bir kişilik yapısı varsa) o kişinin

  • günlük yaşamda karşılaştığı her türlü sorunun (boşanma, işten atılma, evlilik sorunları, ailesel sorunlar, ekonomik sorunlar gibi) üstesinden o kadar çok gelebileceği hissi içinde olduğu,
  • sorunu çözemese bile ortaya çıkacak maddi, manevi ve duygusal sonuçlarına katlanabileceği hissi içinde olduğu,
  • sorunun yaşandığı ya da sorunun sonuçlarının etkisi altında olduğu süreç içinde yaşadığı kaygı, gerginlik, üzüntü karamsarlık gibi her türlü duygunun bir sınır içinde kaldığı ve kişinin günlük işlerini yapmasını engellemediği,
  • kendisini iyi tanıdığı, duygu farkındalığının yüksek olduğu ve duygularını iyi yönettiği,
  • kendisine geleceğe yönelik hedefler koyabildiği ve bunları gerçekleştirmek için çaba gösterdiği,
  • gelecekten ve gelecekte karşılaşılabilecek güçlüklerden korkmadığı,
  • her türlü olumsuz eleştiriyi kendi sınırları içinde kişiselleştirmeden ve tümüyle karşı tarafı suçlamadan değerlendirebildiği,
  • övgü ve takdir peşinde koşmadığı fakat her türlü övgü ve takdiri önemini abartmadan alabildiği ve sindirebildiği,
  • ‘hatasız kul olmadığını’ kabullendiği, her türlü hatadan geleceğe yönelik dersler çıkardığı,
  • bir hatası olduğunda sorumluluğunu kabullenebildiği ve üstlenebildiği, kendini kusursuz görme gereksinimi içinde olmadığı,
  • diğer insanların kendisiyle ilgili değerlendirmeleri abartmadığı, ‘el alem ne der’den çok kendi istek ve gereksinimlerini öne çıkardığı,
  • kişiler arası ilişkilerde yeri geldiğinde çatışmadan kaçınmadığı,
  • yeni bilgiler edindiğinde bakış açısını ya da değerlendirmelerini değiştirebildiği,
  • kendi istek ve gereksinimleri kadar diğer insanların da istek ve gereksinimlerinin olduğunun farkında olduğu, onları da dikkate aldığı,
  • ne kendi ne de diğer insanların istek ve gereksinimlerini kendisini ya da diğer insanı yok sayarcasına öne çıkarmadığı,
  • yapmak istediği bir şeyi yapamadığında, istediği bir şey gerçekleşmediğinde, bir başkasından beklentisi boş çıktığında yaşadığı hayal kırıklığının belli sınırlar içinde kaldığı, bu tür durumlarda kendi değeri ve değerlilik duygusu ile ilgili şüphe içine girmediği, kendisini değersiz ve değer verilmeyen /önemsenmeyen bir insan gibi algılamadığı,
  • haksızlığa uğrasa da, hak etmediği bir eleştiri alsa da, başkaları tarafından acımasızca eleştirilse bile özsaygı, özgüven ve değerlilik duygularını tutarlı biçimde olumlu düzeyde tutabildiği gözlenir.

Prof. Dr. Erol Özmen

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız