Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

“En Kötü Karar Bile Kararsızlıktan İyidir”

Prof. Dr. Erol Özmen

Bazı insanlar günlük yaşamında karar vermeyi gerektiren bir durumla karşılaştığında kolayca karar veremez. Ne yiyeceğini, ne giyeceğini, nereye gideceğini saatlerce (bazen de günlerce) düşünür. Bu kişilerin bir kısmında da verdiği kararın doğru olup olmadığı konusunun kafalarını sürekli meşgul ettiği görülür. Kararsızlık, hem kararsızlık yaşayan kişi için hem kararsız kişinin kararsızlığından etkilenen kişiler için çok yıpratıcı bir süreçtir.

Aslına bakarsanız her hangi bir konuda karar vermek göründüğü kadar basit bir süreç değildir. “Ne istediğini bilmeyi”, “kendini tanımayı”, “iç isteklerini, gereksinimlerini, zorunluluklarını bilmeyi”, “dış koşulları değerlendirmeyi” ve “sonuçları öngörebilmeyi” gerektirir. Bu süreçlerden her hangi birisinde yaşanan bir aksama kararsız kalma sonucu yaratır.

Karar verebilme kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterir. Bazı insanlar çok ciddi konularda bile ayaküstü kolayca karar verebilirken, bazı insanlar son derece basit konularda bile kolay kolay karar veremezler. Kararsız kişiler için hemen her zaman iç dünyalarında birbiriyle çelişen ya da çatışan istekler vardır ve bunların hangisinin daha önemli olduğuna bir türlü karar veremezler. Diğer yandan yanlış karar vermesi durumunda kaybedebileceklerini düşünme de kararsızlık yaratabilmektedir.

Yaşanan gerçek bir kararsızlık mı?
“Kararsız” bir kişiyle karşılaşıldığında ilk yapılması gereken bu kararsızlığın gerçek bir kararsızlık olup olmadığına karar vermektir. Bazen üşengeçlik, önemsememe, isteksizlik gibi durumlar kararsızlık gibi görünebilir ya da kişi tarafından kararsızlık gibi gösteriliyor olabilir.

Kararsızlığı etkileyen etmenler
Bir kişinin kararsızlık yaşayıp yaşamayacağını etkileyen en önemli etmen onun kişilik yapısıdır. Fakat kararsızlığın ortaya çıkma nedeni kişilik yapıları arasında büyük farklılıklar göstermektedir. Kararsızlığı etkileyen konular arasında “özgüven eksikliği”, “seçenekler arasından seçim yapamama”, “neyin, hangisinin önemli olduğuna karar verememe”, “ayrıntıya takılıp kalma”, “kararı karşıdakinin vermesini bekleme”, “karşıdakinin kıramama”, “hayır diyememe”, “bilgi sahibi olmadığı bir konuyla karşı karşıya olma”, “kimlik karmaşası”, “sorunlu, çatışmalı bir ortam”, “karşıdakinin baskın tutumu” ve “her türlü kararın olumsuz sonuçlar içermesi” sayılabilir.

Özgüven
Karar vermek, öncelikle özgüven gerektirir. Özgüveni yüksek kişiler daha kolay karar verirler. Fakat doğru karara varabilmek için bu özgüvenin sağlıklı bir özgüven olması gerekmektedir. Sağlıklı bir özgüvene sahip kişiler yeterince bilgi sahibi olmadıkları durumlarda konuyu başkasına danışmaktan hiçbir rahatsızlık duymazlar. Bir kez karar verdikten sonra ise verdikleri kararın doğru bir karar olup olmadığı akıllarından geçse bile farklı bir karar daha mı doğru olurdu düşüncesi akıllarını sürekli meşgul etmez. Sağlıklı özgüvene sahip kişiler yanlış karar verebileceğini ya da kararı yanlış sonuçlandıysa yanlış karar verdiğini kabul eder.

Sağlıksız ya da şişirilmiş bir özgüvene sahip kişiler çoğu zaman çok kolay karar verirler. Bilgi sahibi olmadıkları bir konuda bile araştırmaya ya da bilgi edinmeye gerek duymadan kolayca bir karara varabilir, başkalarından görüş alma gereksinimi duymazlar. Aldıkları kararın en doğru karar olduğunu düşünürler. Kendilerinin en doğruyu bildiklerine inandıkları için vardıkları kararın doğruluğunun tartışılmasına katlanamazlar.

Çekingenlik / Utangaçlık
Çekingen ve utangaç kişilerin kararsız kalmalarının en önemli nedeni verdikleri karar nedeniyle başkalarının gözünde değerinin düşeceği endişesidir. Verdiği kararın beğenilmeyebileceğini, eleştirilebileceğini, yanlış anlaşılabileceğini ve tepki görebileceklerini düşünerek endişelenirler. Çekingen kişiler için diğer bir önemli sorun da verdiği kararı nasıl açıklayacağı ve uygulayacağıdır. Özellikle başkalarını etkileyecek bir durum söz konusu olduğunda çekingen kişiler karar vermede daha çok zorlanmaktadırlar. Bu nedenle böyle durumlarda bir kararları olsa bile kararsız görünebilmektedirler.

Mükemmeliyetçilik
Kararsızlık yaşanmasına neden olan en önemli etmenlerden birisi de sonu olamayan mükemmeliyetçiliktir. Böyle bir mükemmeliyetçilikte kişi ne yaparsa yapsın, ne kadar uğraşırsa uğraşsın mükemmele ulaşamadığını düşünür. Her yaptığında ve her yapılanda eksik bir şeyler bulur. Ayrıntılarla uğraşmaktan, ayrıntılara takılıp kalmaktan belli bir sonuca varamaz. En iyiyi, en güzeli, en mükemmeli yapmaya çalışırken karar veremezler.

Hata yapma korkusu
Karar vermek bir yanıyla seçim yapmadır. Yerine göre de bir risk almadır. Yaptığı seçimin hata olabileceğini düşünmek birçok insanı kararsız bırakır. Hata yapma korkusu yaşayanlar hata yaparsa kendisinin kaybedebileceklerini ya da diğer insanların olası tepkilerini düşünür ve bunları abartırlar.

Karşıdakinin sevgisini kaybetme korkusu
Karşısındaki insanın sevgi ve ilgisini kaybetmemek uğraşısında olan insanlar bir yandan kendi isteklerini, bir yandan karşıdakinin isteklerini düşünürken kararsız kalabilirler. Kendi isteklerini yapmaya çalışırlarsa muhtaç olduğunu düşündüğü sevgiden mahrum kalacakları kaygısı yaşarlar. Çoğu zaman hiçbir istekleri, gereksinimleri yokmuş gibi davranır; karar vermeyi ya karşı tarafa bırakır ya da onun istek ve gereksinimlerine göre hareket ederler.

Bağımlılık
Kendi başına karar veremeyen ve kendi adına başkasının karar vermesini bekleyen bağımlı kişilik yapısına sahip kişiler, her konuda kendi adına başkasının karar vermesini isterler. Onların bu beklentileri dışarıdan kararsızlık gibi görünebilir.

Kararsız bir insanla karşı karşıya olduğunuzda neler yapılabilir
Kararsız kişilerle birçok ortamda (işyerinde, ailede) karşılaşılabilmektedir. Kararsız bir insanla karşı karşıya kalındığında o kişinin kararsızlığının arttıran tutum ve davranışlardan uzak durulmalıdır. Özellikle iş arkadaşı, amir / memur, eş ve arkadaş gibi daha yakın ilişki içinde olunan insanlarla yaşandığında bu durum daha çok önem taşımaktadır. Böyle durumlarda kararsızlığı arttırmamak için dikkat edilmesi gereken konuları şöyle sıralayabiliriz:

  • Sizde yarattığı duyguların etkisinde kalmamaya çalışın. Aşırı kararsızlık karşıdaki insanı öfkelendirir. Yaşadığınız öfkenin sizi yönlendirmesine izin vermeyin.
  • Karar vermeye zorlamayın. Zorlamak kararsız kişilerin kararsızlığını daha da arttırabilir.
  • Özgüven duygusunu zayıflatmayın. Onu beceriksizlikle suçlamayın. Eleştirilerinizi dikkatli bir üslupla ifade edin.
  • Karar vermesini zorlaştıracak ortam yaratmaktan uzak durun. Stresli bir ortam bu kişilerin kararsızlığını arttırabilir.
  • Mantığını kurarak karar vermesini kolaylaştırın.
  • Motivasyonunu arttırmaya çalışın. Kararsız kalmanın da bir bedeli olduğunu ve kararsız kalmanın da aslında bir karar olduğunu hatırlatın.
  • Seçenekler içinde boğulmasına neden olmayın. Yeni seçenekler ve olasılıklar yaratarak kafalarını karıştırmayın.
  • Gereksinimlerini önem derecesine göre sıralamasını sağlayın.
  • Hızlı karar alınması gereken durumlarda kararı ona bırakmayın.

Prof. Dr. Erol Özmen

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız