Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Eşduyum ve Merhamet, Şefkat, Acımak, Anlayış Göstermek

Prof. Dr. Erol Özmen

Eşduyum (empati, duygudaşlık) kolayca tanımlanan fakat anlaşılması, kavranması, özümsenmesi ve yapıldığının ya da yaşandığının ayırdına varılması zor bir kavramdır. Tanımı okuduğunda ya da işittiğinde birçok insan eşduyumu anladığını sanır fakat düşündüğünde ve günlük yaşamda neyin eşduyum olduğunu belirlemeye çalıştığında yanıldığını anlar.

Eşduyumu daha iyi anlamak için günlük dilde kullanılan bazı sözcükleri ve kavramları ele almak yararlı olacak gibi görünmektedir. Ancak bu sözcük ve kavramların hiçbirisi eşduyum yapmayı tam olarak karşılamamaktadır.

Sempati: Konuyla ilgili güncel yazılar incelendiğinde ‘eşduyum ile sempatininin karşıt anlamlar taşıdığı’ ve ‘sempatinin kişiyi eşduyum yapmaktan uzaklaştırdığı’ şeklinde yorumlar olduğu görülmektedir. Oysa birine sempati duymak ona yakınlık, ilgi ve sevecenlik hissetmek demektir ve biriyle eşduyum yapabilmek için başlangıçta belli bir sempati duymak gerekmektedir. Eşduyum kurmaya katkıda olan sempati bir başkasını anlamada zararlı değil tam tersi yararlı bir yaklaşımdır. Yeterki sempati özdeşleşmeye dönüşmemiş olsun.

İlgilenmek: Bir insanı anlama, ona yardımcı olma ya da destek olma çerçevesinde onunla ilgilenme karşıdaki insana empatik yaklaşımı kolaylaştırır ve besler. Çıkar elde etmek ya da duygusal gereksinimler nedeniyle ilgi duymak ise empatik yaklaşımdan uzaklaştırır.

Merhamet duymak: Merhamet duymak için önce acısını görmek gerekir. Acıyı görmeyi ona üzülmek ve onun acısını dindirme isteği izler. Fakat merhametin özü olan koruma, kollama ve ona yardımcı olma istemede eşduyumun en önemli bileşeni olan onu onun dünyası içinde anlama olmak zorunda değildir.

Şefkat: Günlük dilde kullanıldığı şekliyle ele alındığında şefkati merhametten ayırmak oldukça zor gibi görünmektedir. Zaten sıklıkla da birarada kullanıldıkları görülmektedir.

Acımak: Bir insana acımak, yaklaştıran değil uzaklaştıran bir duygudur. Onun acınacak durumda olduğu, aslında kimsenin ona bir şey yapamayacağı düşüncesini de içerir. Acımak acınan insanın yerinde olacağı ya da acıdığı insanın başına gelenin kendi başına da gelebileceği ile de ilgilidir. Nitekim kendisine acınıldığını hisseden kişi de canlanan duygu anlaşıldığı hissi değil öfkedir. Acınılan kişi küçük görüldüğü, aşağılandığı ve/veya dışlandığı düşüncelerine kapılır.

Sevmek: Sevmek, sosyal ilişki çerçevesinde yakınlık hissetme ve uzun süreli ilişki kurma isteği içerir. Bu nedenle sağlık çalışanında empatik yaklaşımdan uzaklaşma eğilimi oluşturur. Yaşanan duygularda sağlık çalışanının kişisel gereksinimleri ile ilişkili olur.

Onaylama: Bir insanda onda ne olursa olsun dışlanmayacağı, olduğu gibi kabul edileceği ve ayrımcılığa maruz bırakılmayacağı hissi uyandırmaktır. Bir insanın eşduyum yaparak anlaşılması ve bunun ona hissettirilmesi onaylanma duygusu yaratır.

Yakınlık: Bir insana yakınlık hissetmek genellikle bir gereksinimi olduğunda o insana yardımcı olma ya da yardım etme isteği uyandırır. Fakat bu yardım etme isteği her zaman eşduyum yapıldığı anlamına gelmez

Özdeşleşme: Özdeşleşmenin Eşduyum yapmakla ilişkili anlamına bakıldığında özdeşleşmede bir başkasının sorununun kendi sorunu hale getirme söz konusudur. Örneğin kanserli bir hasta ile karşılaşan bir kişide yakın zamanda kanserden ölen babası ile ilgili duyguların canlanması bir özdeşleşmedir.

Merak etmek: Bir insanın nasıl bir insan olduğunu, ne yaptığını, nasıl bir yaşamı olduğunu merak etmek ve onun hakkında bilgi sahibi olmak istemek empati kurmayı başlatabilen bir yaklaşımdır. Ancak bu merak etme, ne kadar merak edenin bir psikolojik gereksinimini karşılayacak nitelikler taşıyorsa empatik yaklaşımdan o kadar uzaklaşılmaktadır. Hastayı anlamaktan çok kendi kişisel merakını giderme işlevi görmektedir.

Anlamak / Anlayış ile karşılamak: Bir insanın yaşadığı duyguyu ve aklından geçenleri sezmek, tahmin etmek, anlamak ve bilmek ile bunları hoş görmek, anlayışla karşılamak ile halden anlamak farklı konulardır. Bunların hiçbirisi eşduyum ile özdeş değildir. Eşduyum yapıldığında bunların hepsi belli oranda yaşanır fakat halden anlamanın eksik olması yapılanı eşduyum olmaktan çıkarır.

Sorumluluk hissetmek: Sorumluluk hissederek bir insanın çeşitli gereksinimlerini gidermeye çalışmak eşduyum yapmaktan farklı bir durumdur. Özellikle sorumluluk duygusu gelişmiş insanlar eşduyum yapmasalar bile bu kişilik özellikleri nedeniyle karşılarındaki insanın gereksinimini gidermeyi bir görev gibi görerek karşılamaya çalışmaktadır.

Prof. Dr. Erol Özmen
Manisa Celal Bayar Üniversitesi
Tıp Fakültesi
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız