Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

“Eşim Evlilik Yıl Dönümümüzü Yine Unuttu”

Prof. Dr. Erol Özmen

Eşler arasında çok sık görülen anlaşmazlıklardan birisi de özel günlerin unutulmasıdır. Genellikle kadınlar özel günlerin anımsanması ve hiç olmazsa bir çiçek alınması beklentisi içinde iken erkekler bunu anlamsız bulurlar. İşin üzücü tarafı uzaktan bakıldığında çok basit bir şeymiş gibi görünen bu konu eşler arasında giderek büyüyen bir çatışma alanına döner. Çiçek alınması beklentisi içinde olan eşler özel günde çiçek alınmasının aslında çok basit bir iş olduğunu bunun yapılmamasını anlayamadıklarını söylerler. Özel günleri unutan eşler ise bir görev gibi çiçek alınmasının çok anlamsız olduğunu sevginin çiçek olayına indirgenemeyeceğini ileri sürerler.

Özel günlerde çiçek alınmaya başlanması ya da çiçek alınması beklentisinin ortadan kalkması ile kolayca çözümlenebilecekmiş gibi görünen sorun iki taraf da gerekeni yapmadığı için gün geçtikçe büyür.

Böyle bir tanım olmasa bile ‘özel günlerin unutulması sendromu’ olarak adlandırılabilecek bu sorunun neden ve nasıl ortaya çıktığının incelenmesi ve anlaşılması gerekmektedir. Fakat sendromun görünen yüzünden çok farklı anlamlar taşıdığı, asıl sorunun çiçek alınıp alınmamasının çok ötesinde olduğu hiçbir zaman unutulmamalıdır.

  • Öncelikle her iki taraf da konuyu genelleştirip genelleştirmediğini gözden geçirmelidir. Çiçek alınması beklentisi içinde olan eşler yalnız bu olaydan yola çıkıp eşinin kendisini sevmediği ve dikkate almadığı fikrine varıp varmadığını iyi değerlendirmelidir. Çiçek almayı anlamsız bulan eşler ise eşlerinin hep böyle anlamsız işlerle uğraştığı gibi genelleştirmelerden uzak durmalı, çiçek almayı düşünmüyorsa eşinin asıl psikolojik gereksinimini fark ederek başka şekilde karşılamanın yollarını bulması gerekmektedir.
  • Her insanın diğerinden çeşitli beklentileri olduğu dikkate alınarak “benim başka hiçbir beklentim yok” basmakalıp sözünden uzak durulmalıdır. İlişkiden beklentiler belirlendikten sonra eşin bunu karşılayıp karşılamayacağı gözden geçirilmelidir. Özel günü kutlama ve çiçek alma kültürü olmayan bir kişi için sendromu çözecek bir adım atmak çok zor bir iştir. Çiçek alma küçük bir şey gibi görünse de bazı kişiler için taşıdığı başka anlamlar nedeniyle büyük bir şey olduğu sürekli akılda tutulmalıdır. Başkaları için basit görünen bir şey o kişi için basit bir şey olmayabilir. Diğer yandan beklentinin mantıklı ya da anlamlı olup olmadığı hiçbir şekilde sorgulanmamalı, nedeni ne olursa olsun eşin beklentisinin bir fırsat olduğu unutulmamalıdır.
  • İnsanların birbirlerinden beklentileri arasında büyük farklılıklar olması herkesin gereksinimlerinin birbirinden çok farklı olmasından kaynaklanmaktadır. Örneğin çiçek alınması beklentisi o kişinin aslında sevilme gereksinimi içinde olmasından kaynaklanabilir. Diğer yandan çiçek alamayan bir kişi ise sevgisini açıkça belli etme konusunda güçlükler yaşıyor olabilir.
  • Sendromun gereksiz bir meydan savaşına dönmesi ve adeta bir iktidar kavgası ya da güç gösterisi halini alması bu savaşın hiçbir zaman bir galibi olmayacağını gösterir. Ne yazık ki sorun çözülmedikçe aslında her iki tarafın da kaybeden olduğu çoğu zaman göz ardı edilir.
  • Bir orta yaş sendromu içinde olunup olunmadığı mutlaka gözden geçirilmelidir. Çünkü hayattan beklentilerinin gerçekleşmediğini düşünen birçok kişi farkında olmadan bu durumdan en yakınındaki insanları sorumlu tutar. Sanki o olmasaydı ya da o daha farklı olsaydı her şeyin bambaşka olacağı varsayılır ve hesabı ondan sorulur. Böyle durumlarda çiçek yaşamda elde edilemeyenlerin hesabının eşten sorulmasının simgesi haline dönüşür.
  • İnsanlar aslında birçok şeyin kendilerinin etkin ya da edilgin tercihleri sonucunda gerçekleştiğini göz ardı ederler. Sürekli başkasını suçlamak, gelinen noktada bir başkasını sorumlu tutmak rahatlığına sığınırlar. Fakat insanların kendi sorumluluğunu görmenin ve kabullenmenin sıkıntısından kurtulmak için kullandıkları bu yol diğer insanlarla çatışmayı arttırmaktan ve sonuçta mutsuzluktan başka bir şey getirmez. Özel günlerin unutulması sendromunda da eşinin bu yönünü görmemiş ya da görememiş olması o kişinin kendi sorumluluğudur.
  • Haklı olduğunun karşı taraf tarafından kabul edilmesi bazı insanlar için çok önem taşır. Bu kişiler kendisinin haklı olduğu kabul edilmedikçe kendilerini aşağılanmış olarak değerlendirme eğilimindedir. Bu da gereksiz bir inatlaşmanın ortaya çıkmasına yol açar. Oysa kendi çerçevesi içinde değerlendirildiğinde zaman zaman herkesin kendince haklı olduğu yönler olabilmektedir.
  • Her ilişki insanların birbirlerine karşı çeşitli sorumluluklar yükler. Bu sorumluluklar bir yandan insanların birbirlerinden çeşitli beklentilere sahip olmasına yol açarken bir yandan da beklentilerin karşılanması için gerekeni yapma yükümlülüğü yaratır.

Tüm taraflar istekli olduğu sürece her ilişkinin daha doyumlu hale gelmesi mümkündür. Ancak ilişkinin daha doyumlu hale gelmesinde taraflar çoğu zaman karşı taraftan kendi beklentilerini karşılamasını beklerler. Hatta bu çoğu zaman karşı tarafın değişmesi ve daha farklı tutum ve davranışlar geliştirmesini bekleme tarzındadır. Oysa ilişkinin doğasından kaynaklanan sorumluluklar ve beklentiler dikkate alınarak iki tarafın ortak noktayı bulması çok şeyi değiştirecektir. Özellikle konuyu karmaşıklaştıran diğer (belki de asıl) etmenlerin anlaşılmaya çalışılması gerekmektedir. Her türlü ilişkinin doyumlu olmasını sağlayan en önemli öğe beklentilerin karşılanıyor olmasıdır. Beklentileri ne kadar çok karşılanıyorsa kişi için o ilişki o kadar doyumludur. Ancak beklentilerin psikolojik anlamını değerlendirirken bunların “ne kadar gerçekçi olduğu”, “karşıdaki insanlar tarafından karşılanabilir nitelikler taşıyıp taşımadığı”, “beklentileri gerçekleştiğinde ya da gerçekleşmediğinde kişinin ne hissettiği, düşündüğü, yaptığı”, “beklentilerin karşıdaki insandaki etkileri” de incelenmelidir.

Prof. Dr. Erol Özmen

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız