Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Kendini Sevme mi Narsisizm mi ?

Prof. Dr. Erol Özmen

Beğenilen, başarılı, güzel, kusursuz, değerli, değer verilen, önemsenen, sevilen bir kişi olmayı; kendini değerli, benzersiz, önemli, üstün, farklı bir kişi olarak hissetmeyi kim istemez ki? Fakat kibirli olarak nitelenebileceğini düşündüğünden bunları hiç kimse açık açık dile getirmez. “Kendini herkesten üstün tutma, başkalarına yüksekten bakma huyu, büyüklenme” olarak tanımlanan kibir, toplumumuzda hoş görülmez. Tam tersi alçakgönüllülük önemsenir. Kibirliliğe yüklenen anlam öylesine etkilemiştir ki toplumu; bunlarla ilgili içten gelen isteklerin ifade edilmesi bir yana, hissedilmesi bile rahatsız edici bir şey olarak yaşanır.

Oysa bu isteklerin günlük yaşamımızı ne kadar etkilediğini görmek için çok fazla çaba harcamaya gerek yoktur. Hiç kimse aynaya yalnız kendisini görmek için bakmaz. Giyimin, kuşamın kendisine en yakışanını bulmaya çalışma, yalnız eğlence olsun diye yapılmaz.

Başkasının nasıl göreceği, başkasına nasıl görüneceği, ayrı bir zihin uğraşıdır insan için. Yalnız kendisinin göreceği başarıyı elde etmek o kadar da heyecan yaratmaz. Başarılı bulunmak ayrı bir mutluluk kaynağıdır. Hele sevilmek, sevildiğini hissetmek, insanın en önemli beklentilerindendir.

Günlük yaşamda çok karşılaşılan kırılma, darılma, gücenme, küsme, alınma ve geri çekilme de aslında bütün bunların bir göstergesidir. Adam yerine konulmadığını, önemsenmediğini, değer verilmeğini, sevilmediğini düşünen herkes bunları yaşar. En yakınındaki insana bile kırılmayan, gücenmeyen ya da küsmeyen kimse yoktur.

Kişinin kendisini değerli, benzersiz, önemli, üstün, farklı bir kişi olarak hissetmesi psikolojik doyum yaratan yaşantılardır. Hiç kimseye yabancı değildir bu duygular. Herkes kendini değişen oranlarda sevme, güzel bulma, başarılı bulma, sevilen birisi olarak görme gereksinimi içindedir. İnsanlar, bunları hissettiren insanlarla daha çok birlikte olmak ister, bunları yaşattıran ortamlarda bulunmak ister. Yaşandığında hoş duygulardır; hep aranılır o nedenle. Türkçe’ye “özsevi” olarak çevirdiğimiz narsisizm, kişinin kendisini sevmesidir. Başka bir deyişle, narsisizm, kişinin kendisi ile ilgili hissettiği değerlilik, beğeni, benzersizlik, üstünlük duygularıdır. Kendini sevme biçimi, insandan insana büyük farklılıklar gösterir. Kendini seven bazı insanlarla (kendilerini, başkalarını, yaşamı seven kişiler) birlikte olmak istenen-aranan bir durum iken, bazıları (“burnundan kıl aldırmayan” kişiler) ile birlikte olmak itici bir durumdur. Başka bir deyişle bir uçta, diğer insanlarla ilişkileri besleyen ve psikolojik bir gereksinim olarak bütün insanlarda varolan kendini sevme (normal narsisizm), diğer uçta ise diğer insanlarla ilişkileri baltalayan sahte kendini sevme (patolojik narsisizm) bulunmaktadır. Bu ikisini ayırt edebilmek bazı durumlarda çok zor olmakla birlikte, kişiler arası ilişkilerin niteliğine bakıldığında narsisizmin patolojik boyutlarını ayırt etmek mümkün olabilmektedir. Diğer insanlarla birlikteyken karşıdaki/diğeri için ne yaptığı ve ne hissettiği önemli ipuçlarıdır.

Genel olarak düşünüldüğünün tam tersine kişinin kendisi hakkındaki olumlu duygu ve düşünceleri (kendini sevmesi, normal narsisizm), onun başkaları ile olan ilişkilerini olumlu etkiler. Kendisiyle barışık, kendisini seven, kendisinden memnun bir kişi, başkalarını da (kuşku, haset ya da kıskançlık duymadan) sever. Bunun oluşabilmesi, kişinin kendi olumlu yönlerini görmesi yanında olumsuz yönlerini de rahatsızlık duymadan kendisinin bir parçası olarak kabullenmesini gerekmektedir.

Patolojik narsisizmi olan kişiler dıştan bakıldığında kendini herkesten farklı, üstün gören ve kendisini beğenen, seven bir insan görünümü çiziyorlarsa da bu yalnız görünümdedir. Bu kişiler daha derinlerde kendilerini değersiz hisseden kişilerdir. Büyüklenmeci tavırlarının altında yatan da tam olarak budur. Patolojik narsisizmde şişirilmiş bir büyüklenmecilik vardır. Kişi bilinçdışı olarak özdeğerinden kuşku duyduğu için şişirilmiş bir özdeğere gereksinmektedir. Bu tür özdeğerlilik duygusu dışarıdan beslenmeye (sürekli övülme, beğenildiğini duyma, büyüklüğünün onaylanması) gereksinim duyar. Bu tür narsisizm kişiyi eleştiriye aşırı duyarlı hale getirir; kendi değerlilik duygularını etkileyen her türlü etkiye (eleştirilme, küçük düşme, başarısızlık) duyarlıdırlar ve bu tür durumlarda çok öfkelenir ve depresyon yaşarlar. Patolojik narsisizmi olan kişilerin başkalarını sevebilme yetenekleri yoktur. İnsanlarla ilişkilerinde önemsedikleri tek konu kendi büyüklüklerinin onaylanmasıdır. Karşısındaki insanın istek, gereksinim ve duyguları onlar için hiç önemli değildir. Kendisini daha değerli hissetmek için karşıdakini değersizleştirmek, onu yoksamak, onu hiç önemsememek gereksinimi içindedirler. Kendini sevebilmesi için diğer insanları aşağılama ya da küçümseme zorunluluğu duyarlar.

Kendisini sağlıklı bir şekilde sevenler mutlu-huzurlu bir yaşam sürdürürken; büyüklenmeci ve şişinmeci bir şekilde kendini sevenleri kıskançlık, haset, öfke ve depresyon dolu yaşam beklemektedir.

Prof. Dr. Erol Özmen

Narsizm ile ilgili diğer yazılar için tıklayınız

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Prof. Dr. Erol Özmen’nin diğer makaleleri için lütfen tıklayınız