Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Bir Dayatma Halini Alan Mutluluk Talebi*

Sebile Başok Diş,  Temaşa Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisinde ‘Bir Dayatma Halini Alan Mutluluk Talebi’ başlıklı yazısında* mutluluk kavramının ve algısının tarihsel gelişimini incelemiştir. Makalede eskiden mutlu olmanın daha çok Tanrı’nın lütfuna ya da talihin rast gitmesine bağlı olduğunun düşünüldüğü ancak bu anlayışın tarih içinde değiştiği artık mutlu olmanın insanın kendi çabasına bağlı olduğunun düşünüldüğü vurgulanmaktadır. Makalede mutluluk algısının tarihsel gelişimi incelenirken aşağıdaki görüşlere yer verilmiştir:

Mutlu olmak insanoğlunun en temel amaçlarından birisidir. Tarihin her döneminde bu arayışın izlerine rastlanmakla birlikte insanların mutluluğa bakış açısının çeşitli dönemlerde farklılaştığı görülmektedir. Antik dönemlerde ve Ortaçağda mutlu olmanın yalnızca kişinin kendi çabası sonucu elde edilemeyeceği düşünülmüş, mutlu olma Tanrı’nın lütfuna veya talihin rast gitmesine de bağlanmıştır. Aydınlanma dönemi ile birlikte bakış açısında köklü bir değişiklik olmuş ve tüm insanların mutlu olmaya hakkı olduğu düşünülmeye başlanmıştır.

Modern dönemde ise insanın kendi mutluluğunun tek belirleyicisi olduğu ve mutluluk konusunda temel meselenin eskiden düşünüldüğü gibi iyi insan olmakla değil iyi hissetmeyle ilişkili olduğu görüşü ağırlık kazanmaya başlamıştır. Bu dönüşüm ile mutluluk iyi insan olmakla ulaşılabilecek bir olasılık olmaktan çıkarak, irade ile ulaşılabilen iyi hissetme ile elde edilebilen bir beklentiye dönüşmüştür.

Yazarın dikkat çeken bazı çıkarımları:

  • Günümüzde hem insanın kendisi hem de diğer herkes ondan mutlu olmasını beklemektedir. Bu haliyle mutluluk talebi bir dayatmadır. Mutlu olma talebi insanlar için bir dayatma halini aldığında, insanlar hayatlarının her anında mutlu olmalarının bir hak ve yükümlülük olduğunu düşünür. Artık mutluluk arayışı, bir mutsuzluk kaynağı haline gelir.
  • .. mutluluk hiçbir zaman yalnızca bir irade meselesi değildir. O, irade ve rasyonel çabaya bağlı olduğu kadar, kadere veya talihe de bağlıdır. Hayat beklenmedik sürprizlerle doludur, onun karşımıza ne çıkaracağını bilemeyeceğimiz gibi kendi duygularımız üzerinde de mutlak bir kontrole sahip değiliz.”
  • Sürekli mutluluk beklentisi ve mutlu olma yükümlülüğü insanın acıyı kabullenişini ve ona tahammülünü güçleştirirken, mutluluk ile acı arasındaki ilişkinin de göz ardı edilmesine neden olmaktadır. Mutluluk hiçbir şekilde acının olmadığı bir hayat demek değildir. Mutlu bir hayat için belli ölçüde, acı, ıstırap, yokluk ve mücadele gereklidir.”

*Başok Diş S (2018) Bir Dayatma Halini Alan Mutluluk Talebi. Temaşa Erciyes Üniversitesi Felsefe Bölümü Dergisi Sayı:8, s.27-42.

(‘Güncel Psikiyatri & Güncel Psikoloji – Güncel Bilimsel Araştırmalar’ sayfaları Prof. Dr. Erol Özmen tarafından hazırlanmaktadır.)