Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Boşanma

Uzman Dr. Işılay Altıntaş

Uzun hayat yolculuğunda iki insanın en güzel duygularla başladığı yolculuğunun artık yanyana olamaması halidir ayrılık kararı.

Büyüme yolculuğunda bir kadın ve bir erkek ilk ayrılığını büyümenin ergen dönemlerinde kendi çocukluklarından, kendi ailelerinden uzaklaşarak yaşarlar. Bu kaçınılmaz uzaklaşma ergenliğin hüznünüde birlikte getirir. Bu dönemin hüznü geleceğin ve seçeneklerin coşkusuyla kısmen yatışsa da yol arkadaşı hep bir ihtiyaç olagelir.

Gençlik flörtleri; genç bir kadın ve erkeğe nasıl bir yol arkadaşı istediklerine dair yaşam deneyimleri sunar. İlişkiyle çiftler hem kendi hem de partnerinin duygusal ihtiyaçlarıyla karşılaşarak ilişki halinde olmayı deneyimleyerek gelişir.

Hikayenin bir yerinde karşılarına çıkan kişiyle daha uzun bir yolculuk kararı alındığında bu aynı zamanda önemli bir duygusal yatırım kararıdır. İlişkiye yatırılan duygular sürekli bir bakım gerektirir. Çift ilişkisi aile çatısı altında yeniden yapılandırıldığında bu kişilerin dünyasında yeni ve çok özel bir yaşam deneyimi olmakla birlikte önemli bir kilometre taşıdır. Bu yeni deneyim pek çok güzel duyguyu birlikte getirdiği gibi aşılması gereken zorluklarıda beraberinde getirir. Yol arkadaşını kendi beklentilerinden bağımsız tüm varoluşuyla sevebilmeyi başaran ilişkilerin ömrüde daha uzun olur.

Yeni bir ailenin oluşması, geçmişteki aile yaşantısının duygusal izdüşümlerinide beraberinde getirir. Anne ve babayla kurulan çocuksu bağlar yetişkin ilişkilerinde bir kez daha karşılarına çıkar çiftlerin. Ergenlik döneminde anne babalarla halledilmeyen meseleler ve devam eden çocuksu ihtiyaçlar yeni aile kurulduğunda bu kez eşten beklenir hale gelebilir. Geçmişte yaşanamayan halledilememiş çatışmalar farkında olmadan eşle yeniden yaşanır. Evlilik bir yanıyla iki ailenin geçmişinin bir araya gelmesidir. Ailede yeterli sevgi alamayan bir eş diğerini sevgisizlikle suçlayabilir.

Çocuksu bağlar yerini, yetişkin kadın erkek ilişkisine dönüştüremediğinde; kadın ve erkek birirlerinde kendi anne ve babalarını aramaya başladıklarında ilişkiler bir sebeple tıkanır. Ayrılık nedeni çoğunlukla buz dağının görünen parçasıdır ama asıl sebep çoğunlukla geçmişten gelen duygusal yaraların ilişki içinde farkedilmemesi ve karşılanmayan karşılıklı onarım beklentilerinin yarayı daha da acıtmasıdır.

Ayrılık insan yaşamının en acı veren duygularını beraberinde getirir. Yola devam edebilmek için geçmişle sağlıklı bir hesaplaşma yapılması, ilişkinin yasının tutulması ve kapatılmamış hesapların kapatılması gerekir. İlişkinin nasıl yaşandığı ve nasıl sonlandığı bu sürecin yaşanma şeklini etkiler. Kimi kişiler vedasını ilişki içinde kimi sonrasında yapabilsede travmatik ayrılıklarda kapatılmamış hesaplar, bağışlanmamış suçlar veda sürecinin başlamasına engel olabilir.

Yola devam ederken ilişkinin güzel günlerinin anılarına veda etmek ve özlem duygusuyla başa çıkabilmek, yola yanlız devam etmenin getirdiği yanlızlık korkusuyla uzlaşmak, daha da zoru travmatik ayrılıklarda tekrar tekrar yaralananan yerlerin onarılması; kapanmayan hesapların getirdiği öfke ve hayal kırıklıklarının kendine yön bulması ve doğru anlamlandırılması kolay süreçler değildir. Gerçek dünyanın beklediği finansal gereklilikler, iş ve ev yaşamının yeniden düzenlenmesi gibi pek çok alanda alınması gereken yeni kararlarla doludur. Birlikte paylaştıkları pek çok zorlukla başa çıkarken artık yanlızdır çiftler.

Ayrılık vedadır ama işin içinde çocuk olması bu vedanın yaşanmasını daha zor hale getirir. Çocuksuz ilişkilerin bitmesi durumunda yola devam etmek kısmen daha kolaydır.Çocuk olduğunda ilişkinin bitme süreci ve ayrılığın yaşanma şekli oldukça değişken olabilir.

Bir tarafın bitmesini isterken diğer tarafın ayrılığa hazır olmadığı ayrılıklarda çocuğa bir birleştirici rol verilebilir. Çocuk için devam eden mutsuz evliliklerin iç dünyalarına baktığımızda yaşanan onca sıkıntı, mutsuzluk ve öfkeye ragmen ciddi bir ayrılık korkusu görürüz. Tek başlarına yola devam edebilmek bazen o kadar zor gelirki kötüde olsa bir ilişkide kalmak çok daha güvenli olandır.

Çocuk evin duygusal atmosferinde beslenen bir canlıdır. Burada soluk aldığı duygularla yaşam yolları oluşturur. Büyüyüp kendi hayatında aşk ilişkilerine girdiğinde kadın erkek olarak kurduğu ilişkinin yapıtaşlarını ilk tanıdığı kadın ve erkek olan anne ve babasından alır.

Bireysel mutluluklarını feda edilip üstelik bunun gerekçesi olarak çocuğun gösterilmesi çocuk için ağır bir yük olabilir. Çocuk kadın erkek ilişkisini ne birleştiren ne de ayırandır. Anne baba olma halini kadın erkek ilişkisinden ayırmakla başlar sağlıklı ayrılıklar. Kişiler veda ederken kendi ilişkilerinin sorumluluğunu alabilme olgunluğuna erişebilmelidir. Bu olmadığında boşanma çocuğun duygusal gelişimine çok daha zarar verir.

Ayrılıkta özelikle ilk aşama; bitmemiş meseleler, söylenmemiş sözler, hayal kırıklıklarının yaraladığı yerlerden çıkan öfke ve acı duyguları ile doludur. Bir yandan ilişki biterken diğer yandan umut devam edebilir. Kötü anılarla birlikte geçmiş güzel anılar kişide çifte duygular uyandırabilir. Artık yanında olmayan partnerin neler yaptığı, nasıl hissettiği içinde öfkeyi, umudu ve yanlızlık korkusunu barındırabilir. Uzaktada olsa haber almak ilişkiyi devam ettirmeye yönelik bir arzu halidir. Geri dönüş umudunun azalmasıyla yerini aynı yerden köken alan öfkeye bıraksa da bitmeyen öfke de ilişkinin devam etmesine hizmet eder.

Bu duyguların çiftler arasındaki habercisi çocuk olduğunda çocuğun minik dünyasında ayrılığın geri dönüşü zor yaralar oluşmaya başlar. Geri dönüşü zor yaralardır çünki hayat boyu kullanacakları yaşam klavuzunun önemli bir kısmı anne babaları tarafından sunulur çocuklara. Kendi ilişkilerinde kaybolmuş iki erişkinin çocuklarını daha henüz bilmediği yolların habercisi yapması çocuk tarafında katlanılması ve başa çıkılması güç duygulara sebep olur. Çocuğun yaşam yolculuğunda anne ve babasının eşlik etmesine ihtiyacı vardır. Anne babaya yol bulmak çocuğun sırtına yüklendiğinde çocuğun psikolojik gelişimi hasar alabilir.

Çocuğu silah olarak kullanıyor cümlesini yardım almaya gelen; çatışması çözülmemiş ilişkilerde sıklıkla duyarız. Bu cümle aslında çokta yerinde söylenmiştir.Ancak bu silah eski eşe yönelmiş görünsede kurşun daima çocuğu yaralar.

Eşler ayrılırken birbirinden ne kadar canları yansada daha evrensel bir bakışla kendileri gibi eşlerininde bir geçmiş hikayesi olduğu, iki hikayenin iki hayat yolunun biryerde kesiştiği ama yolculuğun iki taraf içinde gidilemez olduğunu farkettiklerinde bu ilişkinin bittiğini unutmamalıdırlar. Birlikte yaşam paylaşan kişiler; onları biraraya getiren başlangıçtaki duygunun sevgi olduğu, ilişkinin kötü gitmesinin sorumluluğunu her iki kişininde alması gerektiğini, ayrılınan eşin iyi taraflarıyla zor taraflarıyla bir insan olduğunu unutmamak gerekir. Ayrılıkları zalim kurban, suçlu suçsuz, haklı haksız halinden çıkarıp iki yetişkin insanın kendi üstüne düşen sorumluluğu ve vedayı yapabilmesi ve kendi için, yola devam edebilmek için,hesabı kapatabilmek için gönülden “yolun açık olsun” aşamasına gelebilmesi gerekir. İşte o zaman anne ve babalar çocukların gözünde kendi mutsuzluklarına teslim olmayan, yasını yaşayan ama hayatını eline almış yola devam edebilecek güçte kadın ve erkek olarak çocuklarına doğru modeller olabilirler.

Uzman Dr. Işılay Altıntaş

www.psikiyatrivecocukergen.com