Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

Kekemelik

Uzman Dr. Işılay Altıntaş

Bireyin konuşmasının gerek akıcılık gerekse zamanlama yönünden yaşına uygun olmayan biçimde bozulmasıdır. Kekemeliğin sıklığının yaklaşık %3 olarak saptanmıştır. Kız erkek oranı 1/4 olarak bildirilmiştir. Başlangıç yaşı genellikle 2-7 yaşlar arasındadır. Çoğu çalışmada kekemeliğin kendiliğinden iyişleşme oranı %80 olarak verilmiştir.

Kekemelik,
Gelişimsel kekemelik: Burada çoğunlukla 2- 5 yaş arası konuşma ve dil gelişiminin en yoğun olduğu dönemde başlayan kekemeliktir.

Edinsel tip kekemelik: Diğer tipe göre çok daha nadirdir. Burada daha önce gayet rahat konuşan çocukta nörolojik ve psikolojik sebeplere bağlı olarak kekeleme başlar. Özelikle duygusal travmalardan sonra kekemeliğin başlaması nadir değildir. Birinci derecede kan bağı olan akrabalar arasında kekemelik in ortaya çıkma riski genel topluma göre 2-3 kat daha fazladır. Kekemelikte genetik risk etkili olduğu kadar çevrenin etkisini de göz ardı etmemek gerekir.

Kekemeliğin en iyi bilinen modern psikolojik kuramı (anlam verme) modelidir. Bu kurama göre çocuk gelişimsel olarak konuşmaya başlarken duraksamalar gösterebilir.Bu duraksamalar aile tarafından endişe ile karşılanıp çocuğun konuşması düzeltilmek istenir. Böylece çocuğun dikkati kendi konuşmasına yöneldikçe kaygısı artar ve bu duraksamalar kalıcı hale gelir.Bu sebeple bu konuda en önemli şey kekeleyen çocukta asla konuşmanın düzeltilmesine uğraşmamaktır.

Diğer bir açıklayıcı teori normalde beynin sağ lobunda bulunan konuşma merkezinin bazı kişilerde her iki lobtada faaliyet sürdürmesi sonucunda bu durumun konuşmanın akıcılığını etkileyebileceği düşünülmektedir. Konuşma kaslarına giden sinyaller merkezden kontrol ediliyor. Merkez kendi içinde 2 ayrı kısımda ve eş zamanlı olarak çalışmıyorsa motor kaslar da uyumlu çalışmayacaktır. Konuşma eyleminin zamanlaması ve kontrolünde önemli rolü olan beyin yapılarından bazal ganglion talamokortikal devrelerde de işlev aksamaları olabileceği düşünülmektedir.

Kekemeliğin Klinik Özellikleri
Birincil Özellikler
– Tekrarlar (ses-hece-sözcük) ( başta –ortada)
– Bloklar (ünlü-ünsüz)
– Uzatma ( başta-sonda)
– Ekleme (ses-hece sözcük)
– Soluk (başta –ortada)

İkincil Özellikler
Yüzde gözlenen davranışlar
– Bakışları kaçırmak ,gözleri yummak
– Dudakları büzmek
– Dili itmek
– Cenenin itilmesi
– Endişeli korkulu bakışlar
– Kas gerilimi
– Tremorlar

Baş – gövde ve diğer uzuvlarda görülen hareketler

Eğer çocuk konuşmaktan kaçınıyorsa;
– Takıldığı kelimeleri söylemekten kaçınma
– Konuşma sırasında kısa yanıtlar oluşturma
– Kısa cümleler kurma
– Suskunluk
– Göz teması kurmama
– Konuşması gereken ortamlardan kaçınma;
– Aile üyeleri dışında kimseyle ilişkide olmama
– Sadece kendisini kabul edenlerle arkadaşlık kurma
– Tanıdık ortamlar dışına çıkmama
– Otorite figürleriyle konuşmaktan kaçınma
– Telefonda konuşmaktan kaçınma

Gidişat
Kekemelik başlangıçta şiddet açısından değişkenlik gösterebilir bu nedenle gelişimin seyri sabit değildir. İyileşme bir kısmında kendiliğinden bir kısmında minimal bir terapi ile olur. Geri kalan kısmında yoğunlaştırılmış terapiler gerekir. 16 yaşına kadar %78 i iyileşir. Bu iyileşenlerin %75 i 4 yaşına kadar geriye kalanların %50 si 6 yaşına kadar geriye kalanların %25 i ise 10 yaşa kadar iyileşir. İyileşme oranı kızlarda daha iyidir. Ergenlik sonrası tam iyileşme nadirdir.Hangi çocuğun iyileşeceğini kestirmek zordur.

Sonuç
Kekemelik başladığı anda uygun müdahale yöntemlerinin aile tarafından uygulanması hastalığın gidişatı açısından önem taşımaktadır. Eğer kekemelik yaşayan bir çocuk kendini sosyal ortamlardan uzak tutuyorsa, konuşmaktan kaçınıyorsa en kısa zamanda yardım almasında fayda olacaktır. Çocuk ergen psikiyatrisi tarafından kekemelik tanısıyla birlikte çocuğun o andaki ayrıntılı psikiyatrik değerlendirilmesi ve aile tutumları ele alınarak müdahale edilip edilmeyeceğine bu değerlendirmeler sonunda karar verilip gerekiyorsa konuşma terapistine yönlendirilir.

Uzman Dr. Işılay Altıntaş

www.psikiyatrivecocukergen.com