Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

Özgül Dil Bozuklukları

Uzman Dr. Işılay Altıntaş

Dil gelişimine baktığımızda öncelikle konuşulan dilin anlaşılması, duyulan sesin sembolik karşılığı olana çevrilmesi ve anlatılmak istenenin dile çevrilmesi ve konuşma ile ifade aşamaları vardır. Dili anlamakta zorluk yaşanıyorsa buna karışık dili algılama ve sözel anlatım bozukluğu başlığı altında inceleriz. Eğer zorluk sadece konuşmanın oluşturulması sırasında oluşuyorsa buna sözel anlatım bozukluğu diyoruz.

Sözel Anlatım Bozukluğu
Bu çocuklar gereksinim, düşünce ve isteklerini belirtmek için kullanılan konuşma dilinde sorunlar yaşarlar. Beklenen yaşta konuşmanın gelişmesinde gecikme olur. Bu çocuklar normal zekaya normal işitmeye ve iyi duygusal ilişkilere sahiptir. Ancak düşüncelerini ifade etmekte kullanacakları kelime dağarcığından, çeşitliliğinden yoksundurlar. Cümlelerine baktığımızda cümle yapısına uygun olmayan cümleler kurduklarını gözlemleyebiliriz. Anlatılan konu veya tanımlar düzensiz, bir sırayı takip etmeyen, kafa karıştırıcı veya yaşına göre çok basittir. Anlatımları daha küçük çocukların anlatım özelliklerine benzer. Dilbilgisinde özellikle zamanı vurgulama, yön, sayı, cinsiyet veya olgu gibi belirli bazı özellikleri kazanmada güçlük görülür. Bu çocukların konuşmalarını değerlendiriken en önemli konu yaşanılan dil ortamının da değerlendirilmesidir. Çocuğun konuşmasındaki en önemli faktör çocuğun sözel olarak karşılıklı ilişki içinde bol sözel uyarana maruz kalmasıdır. Günlük duydukları sözcük sayısı yeterli olmayan çocuklarda konuşma da geriden gelecektir.Özelikle annede depresyon ya da aşırı televizyon karşısında kalan çocuklarda dil gelişimi yavaşlar. Bu sebeple bu tanı konmadan önce gelişimsel ortam ayrıntılı değerlendirilmelidir. Yeni kelime kazanımı, bilinen kelimelerin organizasyonu ve depolaması, zihinsel kelime sözlüğüne ulaşım ve hatırlama gibi çok yaygın alanlarda semantik güçlükleri bulunmaktadır. Bunlara bakacak olursak ;

A. İçerik;
Kelime dağarcığı kısıtlıdır
Soyut düşünceleri sözel ifade etmede güçlük vardır.
Devrik cümle kullanımı,
Çoğul ekleri, fiillerin çekimi (-yor, -miş, -di), zamir kullanımına ilişkin güçlükler

B.Karşılıklı konuşmalarda konuyu devam ettirme ve genişletme yetileri zayıftır.
Konular arasında bağlantı kurma zayıf olduğundan öyküler, tanımlamalar veya açıklamaların belirli bir sırada ifade edilmesinde güçlük vardır.
Bilgiyi aktaramazlar ve konunun takibi zordur Bazen konuşma, öğrenme, motor beceriler ve davranışın diğer alanlarıyla ilgili eşlik eden bozukluklar görülebilir.
Okul öncesi yaş grubunda en sık eşlik eden bozukluk sesletim bozukluğudur.
Okul çağında yazılı anlatım güçlükleri olabilir. En sık olarak okuma bozukluğuna rastlanır ancak, yazılı anlatım bozukluğu da görülebilir.
Dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) okul çağı çocuklarında en sık rastlanan ek psikiyatrik problemdir. Diğer dışa vurum bozuklukları veya kaygı bozukluğu gibi içe vurum bozuklukları görülebilir.

Gidişat
Olguların çoğu okul öncesi döneme kadar normal dil becerilerini geliştirirler
Eğer dil bozukluğu erken okul çağlarına kadar sürerse gidişat daha olumsuzdur.
Sözel anlatım gelişimi yaş düzeyine göre daha geriden gelir. Bu da kişiler arası ve akademik alanlarda iletişimin etkinliğini kısıtlar. Özellikle okuma ve heceleme güçlükleri, akademik sorunlar, akıcı ve anlaşılır konuşma sorunları ergenliğe kadar devam edebilir.

Ancak, sözel anlatım bozukluğu süreklilik gösterse bile, karışık dili algılama-sözel anlatım bozukluğuna göre uzun dönemde daha iyi seyreder.

Karışık Dili Algılama ve Sözel Anlatım Bozukluğu 
Burada konuşabilme yani düşüncelerini sözel olarak anlatabilme ile ilgili sıkıntısına ek olarak çocuk konuşulanı anlamakta zorluk yaşar. Bu çocukların işittiğini anlama güçlükleri daha ön plandadır. Seslerin ayırımı, hızlı ses değişikliklerini fark etme, seslerin ve sembollerin birleştirilmesi ve seslerin sıralamasını hatırlama gibi temel işitme işlemi becerilerinde bozulmalar gösterirler. Soyut kavramları öğrenmekte yavaştırlar. Başkalarının sorularını veya yorumlarını anlamayabilirler veya karışık yönerge ve açıklamaları yanlış yorumlayabilirler. Karşılıklı konuşmaları takip etmekte ve okul derslerini öğrenmede güçlük yaşayabilirler. Anlama hatalarından dolayı mantıksız veya uygun olmayan yanıtlar verebilirler. Alıcı dille ilgili güçlükleri fark edilmezse dikkatsizlik, inatçılık ve diğer davranışsal sorunlar olarak yorumlanabilir. Çocukların sözel olmayan zekâ düzeyleri normal olmasına karşın, önemli oranda dil problemlerine sahiptirler. Dil çok yavaş bir hızda gelişir. Bu çocukların dili anlama ve sözel ifade özellikleri, dil gelişimi normal olan yaşça daha küçük çocukların dil özelliklerine benzer. Genel gidiş sözel anlatım bozukluğuna göre daha kötüdür. Dili kavrama güçlükleri sosyal etkileşim ve okul başarılarını olumsuz etkiler. Konuşulan dil güçlükle anlaşılır. Tanıdık kelimeler, somut nesneler anlaşılabilirken, daha az bilinen veya soyut kelimeler öğrenilemeyebilir. Yaygın karşılaşılan nesnelerin isimlerini öğrenmekte güçlük yaşarlar. Basit cümleler anlaşılabilirken, karmaşık dilbilgisi yapısındaki cümleler yanlış yorumlanabilir. Karışık veya uzun cümleler, komutlar, sorular ve açıklamalar anlaşılamayabilir. Diğer kişilerin aktarmak istedikleri düşünceleri yanlış yorumlayabilir ve karşılıklı konuşmalarda uygunsuz cevaplar verebilirler. Sıklıkla kavrama güçlüklerinin farkına varmayan kişiler bu çocukları dikkatsiz, tembel veya ilgisiz olarak tanımlayabilirler.

Psikiyatrik bozukluklar açısından daha fazla risk  altında olan bu çocuklarda eş tanı oranı %70 dir.Bunlar içinde en sık DEHB bulunur.

Landau-Kleffner sendromu;

  • Normal bir gelişim döneminden sonra çocukta dil yetileri gerilemeye başlar.
  • Öncelikle alıcı dil bozulur, çocuk sağırlıktan şüphelenilecek derecede seslere tepki vermez.
  • Ardından ifade edici dildeki bozulma izler.
  • Bozulma genellikle aylar içinde olur ancak bazen günler içinde de tablo gelişebilir.
  • Yarısından çoğunda epileptik aktivite görülmeyebilir, ancak genellikle uyku EEG’sinde temporal loblarda anormal elektrik aktivite vardır.
  • Antiepileptik tedavi nöbetleri düzeltse de EEG bulguları ve dil bozuklukları düzelmeyebilir.

Uzman Dr. Işılay Altıntaş

www.psikiyatrivecocukergen.com