Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

İlişki ve Evlilikte Doğru Eş/Partner Seçimi Nasıl Yapılmalı?

Uzman Psikolog Mehmet Kılıç

Kiminle evlenirsek evlenelim, bir eş seçmek demek önümüzdeki 50 yıl boyunca (tabi ki boşanmadığınızı varsayarak) değişmeyen bir sorun setini de yanında mecburen almak demektir. Kiminle birlikte olursak olalım partnerimiz de beğenmediğimiz, eleştirdiğimiz ya da bizi zorlayan bazı özellik ve davranışlar bulunacaktır. Her ilişkide taviz verebileceğimiz, esneyebileceğimiz ya da belkide değiştirebileceğimiz bazı doğru ve değerlerimiz varken bazı değerler ve doğrulardan asla taviz veremeyiz.

Çünkü bu doğrular bizim yaşam felsefemiz ve yaşamı anlamlandırma biçimimize dayanırlar. Basit bir benzetmeyle her bir evin duvarları ve kolonları vardır. Duvarlar üzerinde bazı değişiklikler yapılabilir. Başka renge boyanabilir, içine bir pencere açılabilir ya da kırılıp diğer odayla birleştirilebilir. Ancak binanın kolonlarıyla ilgili bir değişiklik yaparsanız bina çöker ya da ciddi anlamda zarar görür.

İyi bir ilişkide benzerlik ve ortak noktalar ilişkinin sağlıklı olmasını sağlar. Elbette her konuda benzeşmek ya da aynı olmak sıkıcı hatta gereksiz olabilir. Ancak özellikle dünya görüşü, yaşamı algılayış ve yaşayış biçimi ve temel değerler konusunda yani kolonlar konusunda benzer olmak bir ilişkinin en olmazsa olmaz özelliği olmalıdır. Örneğin siyasal görüş, tatil ve eğlence anlayışı, para harcama ve tutumlu olma şekli, evliliğin nasıl olması ve yaşanması gerektiğine dair rol algıları vb.

Tıpkı bir film senaryosunda nasıl ki her bir karakterin davranış şekli, nasıl giyindiği, nasıl hissettiğine dair değişmez roller varsa, herkesin zihninde ideal eş, ideal evlilik vb senaryolar vardır. İyi bir evlilik/ilişki içinde iki tarafında kafasında yarattığı roller ve ilişki senaryolarının benzemesi yani bir birine uygun iki senaryonun benzeşmesi daha mutlu ve sağlıklı bir ilişkinin zeminini oluşturur.

Bir eş/partner seçerken kafamızda oluşturduğumuz ideal eş/partnerin en az 50 özelliğini oturup yazdıktan sonra yapılması gereken bir kaç adım vardır. İlk olarak karşı taraftan beklediğimiz özellikler gerçekçi ve mantıklı mı yoksa abartılı ve bulunması imkansız ya da bir biriyle çelişkili maddeler mi diye bakmak. Ardından birlikte olduğumuz kişinin aradığımız bu özelliklere yüzde kaç uygun olduğunu değerlendirmek gerekir. Zihnimizde yarattığımız ideal eşe en az %60 benzemeyen biriyle birlikte olmak ilerleyen zamanlarda sorun yaşanabileceğinin göstergesi olabilir. Bir çok kişi evlenince ya da ilişkiye başlayınca karşı tarafın değişeceğini ya da onu bir şekilde değiştireceğini düşünür ancak bunun pek de mümkün olmadığını zamanla anlar. Buda ister istemez tartışmalara ve ayrılıklara yol açabilir. Son olarak yapılması gereken şey de birlikte olduğumuz kişinin temel değerleri/beklentileri ile (yani kolonlarıyla) bizim temel değerlerimiz/beklentimizin uygun olup olmadığının değerlendirilmesidir. Özetle; zamanla birlikte olduğumuz kişi değişebilir ancak bu değişim bizim istediğimiz yönde olur mu bunu asla bilemeyiz. Bu sebeple birini hayatımıza alırken şuan nasılsa ileride de öyle olmaya/davranmaya devam edeceğini düşünüp kişiyle birlikte olup olmayacağımıza karar vermek gerekir.

Yalnızca çocuklar ve zihinsel anlamda olgunlaşamamış kişiler duygularına göre yaşarlar. Yetişkinler ise duygu ve mantık sentezi yaparak davranırlar. Aşık olup evlenmek gerekir ancak aşıkken evlenmemek daha doğru bir davranış olacaktır. Bir fransız ata sözü ‘’bütün başlangıçlar güzeldir’’ der. Bir çok ilişkide kişiler yaşadıkları yoğun duygulara kapılarak ilişki ve partnerlerinde ki olumsuzlukları görmeme eğiliminde olur. Ancak zaman geçtikçe ilişki ve partnerimizi daha sağlıklı değerlendirebilir hale geliriz yani aşk duygumuz hala vardır ancak mantığımızda yavaş yavaş devreye girmiştir. Aşk yalnızca bugüne odaklanırken, mantığımız gelecekte de olabilecek olası riskleri dikkate alarak davranır.

Bir ilişki ya da evlilik yalnızca hissettiğimiz duygulara göre yaşanmamalıdır. Evlilik küçük bir daire çizip içinde eğlendiğimiz bir oyun ya da aktivite olmaktan öte, iletişim, öfke kontrolü, problem çözebilme becerisi, sakin kalabilme, anlayışlı ve esnek davranabilme, karşımızda ki kişiye saygı duyabilme, sorumluluk alma ve ilişkiye yatırım yapmak gibi bir dizi özelliğin olup olmamasına göre şekillenir. Yaşam ve ilişki içerisinde sorun ve zorluklar kaçınılmaz olarak yaşanacaktır. Önemli olan sorun yaşamamak değil, bu sorunlara nasıl yaklaşıp, sorunları çözüp çözemediğimizdir. Sadece duygulara odaklanıp az önce yazdığım özelliklere sahip olmayan kişi ya da ilişkiler daha fazla kitlenen ve sorunlarını kar topu gibi büyüten ilişkilerle boğuşmak zorunda kalabilirler.

Sağlıklı bir ilişki için üç temel nokta vardır; iki tarafında psikolojik anlamda sağlıklı olması, kendimize uygun partner seçimi ve ilişkiyi doğru/sağlıklı yaşamak. Bu üç noktadan her hangi birinde sorun ya da aksaklıklar varsa, ilişkide de sorunların olma olasılığı artacaktır. Özetle; kendimizde ki hata ve eksiklikleri giderip, sağlıklı bir partner bulup, bulduğumuz partnerin bize uygunluğunu değerlendirdikten sonra ilişkiye başlayıp, ilişkiye gereken sosyal, duygusal, cinsel, ekonomik, zamansal yatırımı yaptığımız taktirde mutlu ve uzun ömürlü bir ilişki/evlilik yaşama olasılığımız çok artacaktır.

Cemal Süreya’nın dizelerinde ki gibi; ”bir insanı anlamak, bir ömrü harcamaktır, harcayacaksın”

Ancak doğru kişiye, doğru zamanda, yeterli yatırımı yaptığımızda mutluluğa ulaşmak çok daha kolay olacaktır. Ancak siz olmadık bir kişiyi, olmayacak bir ilişkiyi oldurmaya çalışacaksanız yani illaki Erzurum’da muz yetiştireceğim diye ısrar edecekseniz, kendinize şu sözü verin; ‘’bu ilişkiden şikayetçi olmayacağım çünkü bu benim seçimimdi’’. Aksi taktirde hem karnım doysun hem pastam dursun demek olur bu yaptığınız. Unutmayın yaşam seçimler ve bedeller üzerine şekillenir. Büyümek yeni roller edinmektir, olgunlaşmaksa hangi rolü seçeceğini bilmektir. Evlenecek yaşa/konuma gelmek büyümektir. Kiminle evleneceğimize karar vermekse olgunlaşmak. Yetişkin ve olgun bir yaşamda mutlu olmanız dileğiyle.

Uzman Psikolog Mehmet Kılıç

www.psikolog-izmir.com

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Uzman Psikolog Mehmet Kılıç’ın diğer makaleleri için lütfen tıklayınız