Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Nevroz

Her insan istek, gereksinim ve dürtülerinin doyum bulmasını ister ve bu arayış içindedir. Fakat iç (ego, süperego) ya da dış dünyadan kaynaklanan nedenlerle birçok zaman bu sağlanamaz. Dürtü – doyum arayışı süreci sonuçta bir dengeye ulaşır. Bu süreçte bazı dürtüler doyum bulurken bazılarının doyum bulması ertelenir, bazıları da doyum bulamayacağı kanısına varılarak tümüyle bastırılır. Ertelenmesi ya da bastırılması o dürtünün ruhsal enerjisinin yok olacağı anlamına gelmemektedir. Ego doyum bulamayan dürtüleri başarılı bir şekilde bastıramadığında dürtünün ruhsal enerjisi doyum bulma amacıyla egoyu sıkıştırır. Bu sıkıştırma anksiyete yaşanmasına neden olur. Nevrozun (nevrotik bozukluklar) temeli de bu süreçtir. Yaşanan anksiyete kişinin işlevselliğini etkilediğinde bu durum nevroz olarak adlandırılır.

Nevrozun psikoz olarak adlandırılan diğer hastalık kümesinden ayrılmasında en önemli ölçüt gerçeği değerlendirme yetisidir. Kişi neyin kendi kafasında (iç dünyasında) neyin dış dünyada geçtiğini ayırabiliyorsa o kişinin gerçeği değerlendirme yetisinin sağlam olduğu belirtilir. Kişide sanrı ya da varsanı olarak adlandırılan belirtilerin varlığı gerçeği değerlendirme yetisinin bozulduğunu gösterir.

Nevrozlar klasik olarak obsesif kompulsif nevroz, histerik nevroz, depresif nevroz ve fobik nevroz olarak sınıflandırılır.

Ancak nevroz artık günümüzde pek kullanılmayan bir kavramdır. Nitekim çağdaş ruhsal bozuklukları sınıflandırma sistemlerinde geleneksel çerçevede tanımlanmış nevroz ya da nevrotik bozukluklar tanısı bulunmamaktadır.

Kısa ve öz bilgiler

  • Bir kişinin nevrotik ya da nörotik olarak nitelenmesi o kişinin iç dünyasında nevroz olarak nitelendirilebilecek belirtileri ortaya çıkmasına neden olan çatışmaların varlığını gösterir.
  • Türk Dil Kurumu nevroz karşılığı olarak Türkçe’de sinirce sözcüğünü kullanmaktadır.