Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

Anne – Baba Tutumları: Hangisi Doğru?

Psikolog / Uzman Psikolojik Danışman Pınar Akdemir Gandur

Ebeveynlik süreci, çocuğunuzun gelişimine dair keyifli pek çok anıyı biriktirdiğiniz, bir yandan tecrübe kazandığınız ama bazen de çocuğunuza nasıl yaklaşacağınız konusunda tereddüt yaşayabildiğiniz, ömür boyu devam eden bir süreç.

Çalıştığım ailelerle yaptığım görüşmelerde, anne babaların çocukları ile ilgili beklentilerini mutlaka konuşurum. Onlardan aldığım yanıtlar ortak bir niyette buluşuyor. O da şu: Her anne baba çocuğunu mutlu, kendine güvenen, sorumluluk sahibi, başarılı, sosyal bir birey olarak yetiştirmek istiyor.

Fakat bu niyeti gerçekleştirmeye çalışırken, ailelerden şuna benzer pek çok yakınma ifadeleri de duyabiliyorum: “İnatçılığı ile baş edemez oldum” “Ne yapsam işe yaramıyor” “Bir ara davranışları düzelir gibi oldu ama birkaç gündür yine çok sinirli, bize ters davranıyor, hiç sözümüzü dinlemiyor” gibi. Bunun gibi ifadeler size de tanıdık geliyorsa, çocuğunuza karşı nasıl davranmalı, anne- baba olarak nasıl bir tutum sergilemelisiniz?

 

Bu paylaşım yazısında sizlere, en sık karşılaştığımız ebeveyn tutumları ve ailenin tutumlarının çocuğun kişilik gelişimine etkilerine ilişkin kısa bilgiler vermek istiyorum.

Bunlardan ilki  olan “aşırı otoriter ve reddedici” aile tutumunda, eleştiri ve aşağılama çok sık görülür, sürekli çocukların yanlışları vurgulanır, yaptıkları her yanlışta çocuk cezalandırılır. Bu aile tutumu ile yetişen çocukta kendine güven duygusu oluşmaz, ilerleyen yaşlarda da daha pasif ve edilgen bir kişilik örüntüsü sergiler.

“Aşırı hoşgörülü” aile tutumunda, çocuğa sınırsız bir hareket ve davranış serbestliği tanınır, aile içinde dikkat edilmesi gereken kurallar yok denecek kadar azdır, çocuk yanlış yapsa bile “aman birşey olmaz” diye düşünerek aile çocuğu uyarma ihtiyacı hissetmez. Bu aile tutumu ile yetişen çocuk, bir süre sonra anne- babasına hükmetmeye başlar, aile ve toplum içinde benmerkezci ve uygun olamayan davranışlar sergiler.

“Aşırı koruyucu” aile tutumunda, çocuğun kendi yaşına uygun olarak karşılayabileceği ihtiyaçları dahi anne – babası tarafından karşılanır, çocuğun kendi başına birşey yapmasına “başaramayacağı” düşünüldüğü için izin verilmez. Bu aile tutumu çocuğun, aşırı bağımlı, ürkek, çekingen ve güvensiz bir kişilik geliştirmesine neden olur. Bu çocuklar sorumluluk almakta zorlanırlar.

“Tutarsız” aile tutumunda, çocuğun yaptığı davranış karşısında aile belirsiz bir tutum sergiler, bazen ödüllendirir ya da tepkisiz kalır, bazen de aynı davranışı cezalandırır. Bu ailelerde, anne- baba da çocuğa karşı kendi arasında tutarsızlık yaşadığı için ortak bir tutum sergilemekte zorlanırlar. Birinin “evet” dediğine, diğeri “hayır” der ve çocuğa karşı ebeveynlerin ağzından ortak bir karar çıkmaz. Bu aile tutumu çocuğun, ne zaman, nerede, ne yapacağını bilememesine yol açar. Bu çocuklar ileride kararsız bir kişilik yapısı geliştirebilirler.

“Mükemmeliyetçi” aile tutumunda, çocuktan her şeyin en iyisi beklenir, çocuğun kendine özgü özellikleri ve kapasitesi olduğu gibi kabul görmez. Bu aile tutumu çocuğun, yanlış yapmaktan korkmasına, başarısızlığa uğrama kaygısı yaşamasına sebep olur.

Yukarıda söz ettiğimiz tüm bu tutumlar, çocuğun gelişimi üzerinde engelleyici ve olumsuz etkilere sahip. Peki bunlara alternatif olarak, anne – baba olarak nasıl bir tutum sergilemek en doğrusu? Bunun yanıtı “güven verici ve destekleyici” aile tutumunda.

Güven verici ve destekleyici aile tutumunda çocuk, ailesine benzeyen ya da farklı olan tüm yönleriyle kabul görür. Bu ailelerde ebeveynler, davranışlarıyla çocuklarına olumlu birer model olurlar, onların hangi davranışları kazanmalarını bekliyorlarsa (örneğin, yalan söylememesi, sorumluluk alması gibi) kendileri de bu davranışları sergileyerek çocuklarına öğretmeye çalışırlar. Bu ailelerde çocuğa sevgi dolu ve hoşgörüyle yaklaşılmakla birlikte, aile içinde birbirlerine yönelik davranışlarda nelere dikkat edecekleri ile ilgili kurallar ve sınırlar da oldukça nettir (örneğin, izinsiz birbirlerinin eşyalarını almamak, birbirlerine kötü söz söylememek, bağırmamak gibi). Bu kuralların mantıklı açıklaması, çocuğun yaşına uygun ve açık bir dille ona anlatılır. Belirlenen aile kurallarının sınırları içerisinde çocuk özgürdür, ev içerisinde çocuğun söz hakkı vardır, onun fikrine değer verilir. Bu ailelerle sevgi ve hoşgörü gibi olumlu duyguların ifade edildiğini, olumsuz duyguların ve davranışların ise iyi bir iletişim yoluyla paylaşıldığını, anne- babanın çocuğuna karşı tutarlı ve dengeli yaklaşarak model olduğunu görürüz.

Güven verici ve destekleyici aile tutumu ile yetişen çocuk kendine güvenir, sorumluluk alır, yaratıcıdır, sosyaldir.

Ebeveynlik bu konudaki bilginizi, okuyarak ve kendinizi geliştirerek artırmak kadar, aynı zamanda deneyimleyerek de öğrendiğiniz bir süreç. Önemli olan anne ve baba olarak, çocuğunuza nasıl yaklaştığınız ile ilgili kendi davranışlarınıza dair farkındalığınızı artırmak ve anne – baba olarak ortak/ tutarlı bir tutum sergileyerek çocuğunuza model olmak.

Ömür boyu süren bu ebeveynlik yolculuğunda hepinize, tatlı çocuklarınızla olumlu anılar biriktireceğiniz keyifli günler dilerim.

Psikolog / Uzman Psikolojik Danışman Pınar Akdemir Gandur

www.motive.com.tr