Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

0-6 Yaş Dönemi Çocuklarında Davranış Bozuklukları

Psikolog Pınar Ersöz

KONUŞMA BOZUKLUKLARI:
Her çocuğun bireysel ve farklı olduğu kabul edilerek, genel olarak ilk kelimelerin söylenmesi ve konuşma becerisinin tamamlanması 2-2,5 yaş civarıdır. 3 yaşında bir çocuk genel olarak 3 kelimelik cümleler kurabilir. Konuşma bozuklukları kapsamına konuşmanın gecikmesi, harflerin doğru telaffuz edilememesi ve kekemelik girer. Hepsi de 2 yaş ve sonrası çocuklarda dikkatle takip edilmesi ve ihmal edilmemesi gereken konulardır.

Kekemelik: Ses, hece ve sözcüklerin tekrarı, uzatılması ya da konuşmanın akışını kesen duraklamalar şeklinde kendisini gösteren bir konuşma bozukluğudur. Bozukluğun şiddeti kişinin içinde bulunduğu duruma göre değişir. Psikolojik streslerin yoğun olduğu durumlarda artar(sınav, çekinilen kişilerle konuşma zorunluluğu, korku, endişe duyguları yaratan ortamlar). Konuşma çok yavaş veya çok hızlı olabilir. Genellikle şarkı söyler, şiir okurken kekeleme olmaz. (Öztürk, M.Orhan; Ruh Sağlığı ve Bozuklukları – Ankara 2001, 8. Basım) Kekemeliğin oluşma sebebi tam olarak bilinememekle baraber kekeme bir aile üyesi olan çocuklarda daha sık görülebilmektedir. Bunu sebebi sadece genetik yatkınlık değil aynı zamanda model alarak öğrenme davranışıdır. Konuşma becerisinin kazanıldığı 2-5 yaşları arasında kekemelik veya konuşma akışında bozukluk ortaya çıkabilir. Bu yaşlarda uyaran fazla olduğundan, öğrenme yüksek seviyede gerçekleştiğinden, düşünce akışı çok fazladır. Ve dil becerisinin bu yoğun düşünme yetisine yetişememesi sonucu kekemelik ortaya çıkar. Fiziksel olarak dil kısalığı gibi bir durum yoksa, kekemeliğin başgöstermesiyle kendini ifade edememe ve sosyal kaygı yaşayan çocukta kaygı kekemeliği arttırır. Aile ve çevrelerinin tutumu çocuğun sosyal durumu, benlik algısı gelişimi ve tedavisi için çok önemlidir. Aileler çocuğun sözünü kesmeden, tamamlamadan, sabırla sözünün bitmesini beklemeli, konuşmasından ötürü kaygılandığını belli etmemeli, uyarmamalıdırlar. Kekemeliklerin yaklaşık %80’i düzelir, bunların %60’ı kendiliğinden olur. Doğru davranım ve tedaviye yardım ile kekemelik ortadan kaldırılabilir.

TIRNAK YEME:
3 yaştan önce pek rastlanmayan fakat yaygınlığı gün geçtikçe artan bir davranış bozukluğudur. Tırnak yeme genellikle boş kaldığında, dalgınken, birşey izlerken ya da kaygılanılan durumlarda ortaya çıkar. Bu davranışın temelinde ise büyük oranda, endişe, korku, gerilim, kaygı, üzüntü, güvensizlik ya da aile içinde veya sosyal iletişim kurma sıkıntıları yatıyordur. Çocuğun ifade edemediği duygularını dışa vurma yöntemidir. Tırnak yeme davranışında asıl tedavi buna neden olan durumun ortadan kaldırılmasıdır. Sebep incelenmeli ve ona göre bir yol çizilmelidir. Bu davranışa karşı aşırı endişeli ya da kızgın yaklaşmamalı; tırnağını yediği fark edildiğinde uyarmamalı, onun yerine ağzını oyalayacak (sakız çiğneme, meyve, çerez verme) ya da dikkat dağıtma yöntemi ile elini meşgul etme yöntemi seçilmelidir.

PARMAK EMME:
Çoğunlukla ilk diş çıkarma döneminden başlayarak yaşamın ilk aylarından itibaren gözükebilen bir davranıştır. Çocuğun psikolojisin ve ağız sağlığını da etkiler. Devam eden ve genele yayılan parmak emme davranışının altında; erken meme, biberon ya da emzikten kesme, duygusal olarak yetersiz beslenme, ilgi ve sevgi eksikliği yatıyor olabilir. Uykuya geçme zamanında artış göstereblir. Tıpkı tırnak yeme davranışında olduğu gibi; davranışın yapılmaması konusunda uyarmamak, kızmamak, utandırmamak ve korkutmamak gerekir. Uykuya geçiş esnasında emziğin ağzından erken alınmaması, yumuşak dokunuşlarla uykuya dalmasının kolaylaştırılması, masal anlatarak uyutmak parmak emme davranışını azaltan yardımcılardır.

GECE İŞEMESİ (ENÜREZİS):
Çocuğun herhangi bir fiziksel problemi olmamasına, gündüz idrar kontrolü yapabilmesine hatta tuvalet eğitimini tamamlayarak bezden çıkmasına rağmen, haftada en az 2 gece tekrarlayan idrar kaçırmalar gece işemeleri kapsamına girer. Yaş büyüdükçe sorun olarak kabul edilir. (Özellikle 5 yaştan sonra) Bazı durumlarda gece işemesi hiç öğrenilmeden devam eder, bazen de bu süreç tamamlansa da yaşanan bazı olaylardan sonra ortaya çıkabilir. Aileler incelendiğinde eile bireylerinde de benzer öyküler olduğu yani genetik yatkınlığın söz konusu olabileceği görülür. Geceleri hormon salgılanmasının artması, gelişimsel problemler ya da ailede yaşanan boşanma, kardeş doğması, iflas, kavga vs gibi durumlar da gece işemesinin ortaya çıkmasına neden olabilir. Gece işemesi aileler için zordur. Öfkelenmeden çarşafların, yatakların, kıyafetlerin yıkanması hayli güçtür. Özellikle gündüz idrarını tutabilen çocuğun gece idrarını kaçırması bilinçli bir davranış olarak görülür ve kızgınlığa sebep olabilir. Çocuğun uykusu ağırsa, tuvalet eğitimi verilirken inatlaşıldıysa ya da hatalı veya erken eğitim verildiyse olabilir. Bir uzman görüşü almakta fayda vardır. Eğer ilaç tedavisi gerekmiyorsa, özel bir durum yoksa; sıvı kısıtlaması, mesane çalışmaları, takvim tutma, uykudan önce idrar torbasının boşaltıması, ödül ve alarm sistemi kullanılabilir.

KAKA KAÇIRMA (ENKOPREZİS):
Genellikle çiş ve kaka kontrolü aynı ya da yakın zamanlarda kazanılır. 4 yaşından büyük çocukların kakalarını kıyafetlerine ya da tuvalet dışı yerlere yapmasına kaka kaçırma denir. Kaka tutma ve doğru yere yapma konusunda bazen hiç kontrol kazanılamaz bazen de denetimini kazanmış çocukta görülebilir. Genelde kabızlık da bu davranışa eşlik eder. Bazı durumlarda çocuklar, kaka yaparken can acıması sebebiyle kakasını tutmak ister, daha fazla tutamadığında kaçırabilir. Ya da tuvalet eğitimi sırasında eğitimi veren kişi ya da ebeveynle inatlaşır, tutmaması gereken zamanda tutmak, yapmaması gereken zamanda yapmak isteyebilir. Tuvalet eğitiminde baskıcı bir tutum, aile içindeki iletişimsizlik ve huzursuzluk, çocuğun tuvalete gitmek ya da yapmak hakkındaki korkuları, oyunu bölmek konusunda isteksizlikleri bunun nedenlerinden olabilir. Fiziksel bir problem olup olmadığının araştırılması, yoksa bir uzmandan yararlanılması gerekir.

DAVRANIM BOZUKLUĞU:
Davranım bozukluğunda çocukta baş kaldırma, karşı gelme ve topluma aykırı davranışlar yineleyici ve inatçı biçimde uzun süre görülür. … Başkaldırma, sık yalan söyleme, evden kaçma, okuldan kaçma, hırsızlık, saldırganlık, kavgacılık, yangın çıkarma, insanlara, hayvanlara, eşyaya ve mala zarar verme eğilimi gibi aile ve toplum değerlerine ters düşen hareketler en sık görülen belirtilerdir. Bütün bir yıl boyunca bu hareketlerden bir ya da birkaç tanesini yalnız bir kez yapan çocuğa bu tanı konması uygun olmayabilir. Tanı için bu belirtilerin sık yinelenmesi, uzun sürmesi ve engellemeye dayanma gücünün düşük olduğu bir kişilik örüntüsüne dönüşmesi gereklidir. (Öztürk, M.Orhan; Ruh Sağlığı ve Bozuklukları – Ankara 2001, 8. Basım) Bu bozukluğun oluş nedenleri tam olarak bilinemese de parçalanmış aile hikayesi, şiddetli anne baba geçimsizlikleri, organik (beyinde) bozukluklar sebepleri olarak sayılabilir. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite boukluğuna eşlik eden bir bozukluk olarak ortaya çıkabilir. Belirtilerin bir ya da birkaçı sıklığı ve süresi yukarıdakilere benziyorsa mutlaka uzman yardımı gerektirir. Uzman eşliğinde aile; çocuğun dürtülerini kontrol etmesi, özdenetimini arttırması, ilgi çekme kaynağının pozitif davranışlara yönlendirilmesi gibi yaklaşımlarla onarıma başlayabilir.

UYKU BOZUKLUKLARI:
Gece terörü, gece yürüme ve konuşma, kabus bozukluğu uyku bozuklukları içinde sıralanabilir. Uyku kalitesi yaşam kalitesinde en önemli paya sahip olanlardandır. Uyku bozukluğu (tek başına ya da diğer psikolojik sıkıntılarla beraber) çocukluk ve ergenlik döneminde sık rastlanabilen sorunlardır. Çocuklar kadar aileleri de etkiler.

Gece Terörü: Gece terörü yaşayan çocuklar, uykudan gözlerini açarak uyanmış gibi görünürler ama uyumaya devam ediyorlardır. Genelde ağlayarak, çığlık atarak ya da beden hareketleri de eklenmiş, hiç avutulamayan kalkışlar söz konusudur. Kendiliğinden sakinleşir ve genelde uykuya devam eder ve sabah hatırlamazlar. Bu kalkışların sıklığı önemlidir. Uzman desteği gerektirir.

Kabus Bozukluğu: Kabus bozukluğunda ise korkutucu, gerilimli, güvenlik ve yaşam tehdidi içeren rüyaların sıkça görülmesi, korkuyla uyanma ve ayrıntıların hatırlanması durumu söz konusudur. Her çocuk mutlaka böyle rüyalar görebilir fakat bu bozuklukta da sıklık ve şiddet artmışsa altta yatan kaygı, endişe, korku gibi duygulara eğilmek gerekir. Uzman desteği veya aile içi iletişimin artması, çocuğun güvensizliğinin, kaygısının azaltılması ile sıklığı azalır.

Uykuda Sayıklama ve Uykuda Yürüme: Çocukluk döneminde en sık rastlanan uyku bozukluğu türüdür. Uyurgezer çocukların aile öykülerinde başka aile üyelerinde de uyurgezerlik ve gece altını ıslatma olduğu görülebilmektedir. Bu da genetik yatkınlığı düşündürmektedir. Çocuklar uyandıklarında yaşadıklarını hatırlamazlar. Uykuda yürümeye uykuda konuşma da eklenebilir. 15 saniye de yarım saat de sürebilir. Uykuda sayıklama her gece oluyorsa, ses tonu yüksekse, kendi sesine uyanıp uyku kalitesi bozuluyorsa bir uzmana danışmakta fayda vardır. Uyurgezerlikte mutlaka uzman desteği almak gerekir.

TİKLER:
Tikler kasların istemsiz kasılmaları sonucunda ortaya çıkan, ani, ritmik olmayan, tekrarlayıcı ve aralıklı hareketlerdir. Sadece yüzde değil, vücudun diğer uzuvlarında da baş gösterir. Ses tiklerinde tekrarlayan boğaz temizleme veya ses çıkarma görülür. Tik bozukluklurı her yaşta görülebilmekle beraber sıklıkla 7-11 yaşları arasında başlar. Tüklerin oluşmasında henüz kanıtlanamamakla beraber genetik yatkınlığın, nörolojik kaynakların (beyinde bazı hormonların doğru değerde salgılanamaması) ve psikolojik faktörlerin rol oynadığı söylenebilir. Erken yaşta başlayan tik bozukluklarının çoğu gelip-geçici tik bozukluğu türündendir. Erişkinliğe geçerken pek çoğu kaybolur ya da şiddetleri ve sıklıkları azalır. Tik bozuklukları (tik bozukluklarına ek olarak başka bir sendrom yoksa tedavi ile kontrol altına alınabilir veya sonlanabilir.

Psikolog Pınar Ersöz

www.izmirpsikolog.net/