Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Çocuğunuz Kekemelik Davranışları Gösteriyorsa: Anne Baba Katılımı İçin Kısa Öneriler

Psikolog Pınar Ersöz

Kekemelik davranışları gösteren çocukların tedavilerinde en iyi sonuç alınabilinmesi için terapist ile anne-babanın işbirliğine ihtiyaç vardır.Başlangıç olarak çocuğunuzla evdeki iletişiminizde aşağıdaki konulara uymanız yararlı olacaktır.

1)Kekemelik konusunda kendi olumsuz duygularınızı giderin. Sizin geriliminiz ona da yansıyacaktır. Çocuğunuzu “normal” olarak kabul edin.Unutmayın ki hecelerinin örneğin; %10 unu kekeliyorsa %90’ını da kekelemeden söylemektedir.

“İleride ne olur” diye endişelenmek yerine ona şimdi nasıl yardım edeceğinizi düşünün.

2)Çocuğunuz üzerindeki konuşma baskısını azaltın.
a)Çocuğunuz konuşurken onu dikkatlice dinleyin. Gözleriniz onda olsun. Yüzünüzde endişeli ve gerilimli bir yüz ifadesi olmamasına özen gösterin.
b)Çocuğunuz konuşurken sabırla bitirinceye kadar bekleyin. Sözünü kesmeyin. Bitirdikten sonra aceleyle cevap vermeyin. Diyalogunuz telaşlı bir hava içinde geçmesin.
c)Sürekli soru sormaktan vazgeçin. Sorularınız “evet” veya “hayır” la veya kısa ifadelerle yanıtlanabilir olsun. Kendi arzusuyla konuşmaya başlarsa ona gerektiği kadar zaman tanıyın.
d)Onunla konuşurken kullandığınız ses tonuna dikkat edin. Bazen kelimelerle ifade edemediğimizi ses tonumuz ele verir.

3)Çocuğunuzun üzerindeki genel stresi azaltın.
a)Gündelik hayatınız çok koşuşturmacalı mı geçiyor?Dinlenmeye ve gevşemeye zaman kalıyor mu?Çocuğunuz ne yalnız,amaçsız ve ilgisiz kalmalı,ne de aşırı bir telaş ve konuşma içinde yaşamalı.
b)Davranış ve tutumunuz çocuğunuzu suçluluk, utanç ve yetersizlik duyguları içine itmemeli. Çocuk kendisini reddedilmiş, itilmiş, hor görülmüş hissetmemeli. Bu gibi duyguların yarattığı endişeler sonradan kekemelik olarak ortaya çıkabilir.

4)Çocuğunuza zaman ayırın.
a)Çocuğunuzla elinizden geldiğince birlikte olmaya çalışın.Nasıl konuşursa konuşsun sizin için çok değerli olduğunu, konuşmasının önemli olmadığını hissettirin.
b)Çocuğunuza bol bol okuyun. Sizin seçtiğiniz kitapların içerik olduğu kadar, grameri, dilin ağırlığı açısından da yaşına uygun olmasına dikkat edin.
ı-Aynı kitap (değişik zamanlarda) tekrar tekrar okunduktan sonra çocuğunuzun cümleleri tamamlamasına , bazen de hikayeyi kendi sözleriyle size anlatmasına izin verin. Kitap hakkında soru sormaktan kaçının.
ıı-Kitap okumak yerine masal ya da hatıra da anlatılabilir. Çocuklar küçüklük hikayelerini dinlemeyi severler.
c)Çocuğunuzun dil ve konuşmasıyla ilgili deneyimleri zevk verici olsun. Konuşmaya kızmak, azarlamak, cezalandırmakla değil, mutluluk veren olaylarla özdeşleştirsin.

5)Çocuğunuzun konuşmasına siz iyi bir model olun.
a)Gerek konuşurken, gerekse okurken konuşma hızınızı azaltın. Bu konuda kendinizi yavaş yavaş eğitmeniz gerekebilir. Cümleler ve kelimeler arasındaki zamanı uzatmakla işe başlayın. Sonra kelimeleri de daha yavaş söylemeye gayret edin.
b)Konuşmanızı yavaşlatmanın yanı sıra zahmetsiz ve yumuşak bir tarzda konuşmaya çalışın. Çocuğunuzun da öğrenmesi gerekecek olan budur.

6)Çocuğunuzun kekelemesine “uygun” tepkiyi verin.
a)”uygun” tepki çoğu zaman hiç tepki vermemek, kekelemiyormuş gibi sabırla onu dinlemek, konuşmasını olay yapmamaktır.
b)Ancak bazen kelimeleri söylememek, takılmak onlara çok sıkıntı verebilir. Böyle zamanlarda sizden tepki gelmemesi daha da kötü olabilir. Bir şey söylemek ihtiyacı duyabilirsiniz. Bu durumlarda, ses tonunuzda acımak,olumsuz bir yorum,kaygı ya da şaşkınlık ifadesi bulunmaksızın hatta belki de hafifçe gülümseyerek “bu kelime uğraştırdı seni”, “bazen zor oluyor, değil mi?” gibi sözler söylememiz gerekebilir.
c)Konuşmasını düzeltmekten, “daha yavaş konuşursan kekelemezsin”, “yüzünü öyle yapma” gibi iyi niyetli ama olumsuz ifadelerden kaçının. Bunların çocuğu kekelemesinin sorumlusu yapmak gibi olumsuz etkileri vardır.
d)Kekelemesi hakkındaki duygularını onunla konuşmaktan çekinmeyin. Kekelemesinin üzerinde durulmamalıdır. Ancak çocuğunuz konuyu açtığı taktirde onun duygularını tanıyın ve paylaşın.Kekelememesi hakkında konuşmak, tabu değildir. Yalnız “kekelemek” yerine “konuşma zorluğu” ifadesini kullanırsanız onu damgalamaktan kurtarırsınız. Herkesin bir takım zorluklar yaşayabileceğini ona ifade edin.

Çocuğun Eğitiminde Anne-Baba Katılımı İçin Bazı Öneriler
Sevgili anne babalar; yapılan bir çok bilimsel araştırma eğitimde aile katılımının önemini destekleyen kanıtlar elde etmişlerdir. Bilim adamları eğitimde aile katılımının çocuğun okul başarısını etkileyen çok önemli bir faktör olduğu konusunda görüş birliği içindedirler.

*Çocuğunuza, güçlü yanlarını ve olumlu özelliklerini fark edip, ona bundan gurur duyduğunuzu hissettirin.
*Çocuğunuzun güçlü yanlarını, yeteneklerini ve ilgilerini öğretmeniyle paylaşın.
*Çocuğunuzdan ne beklediğinizi ve geleceği hakkındaki düşüncelerinizi onunla konuşun.
*Aileler ve öğretmenler için düzenlenen, bilgi edinebileceğiniz, konferanslara katılmak için çabalayın.
*Okulun kural ve beklentilerini evde pekiştirin. Ancak çocuktan gelen tepkilere duyarlı olun. Zaman zaman bu beklenti ve kuralların ona ağır gelebileceğini unutmayın.
*Çocuğunuzla ilgili sorularınız ya da paylaşmak istediğiniz bilgiler hakkında öğretmen ve yöneticilerle görüşün.
*Sınıf ve/veya okul gazetesini okuyun. Gazetenin oluşturulma sürecine katkıda bulunmaya çalışın.
*Aile kültürünüzü, değerlerinizi ve anne-babalık deneyimlerinizi çocuğunuzun okulu ile paylaşın.
*Çocuğunuzun arkadaşlarıyla ve onların aileleriyle tanışın.
*Çocuğunuzun sağlık kayıtlarının, resimlerinin, okul etkinliklerinin vb. olduğu bir dosya oluşturun.
*Çocuğunuzla okul günü, ev ödevleri, arkadaş ilişkileri hakkında konuşun.

Çocuğunuzun okulda farklı alanlardaki güçlü ve zayıf yönlerini öğrenin. Gerekli desteğin sağlanması için rehber öğretmen/okul psikologu ile iletişime geçin.

*Kendi ilgilerinizi,hobilerinizi ve yeteneklerinizi çocuğunuzla paylaşın.
Çocuğunuzun izlediği çizgi filmleri birlikte izlemeye çalışın. Filmde gördükleri hakkında onun düşüncelerini ve duygularını dinleyin. Anlamadığı ya da tanımadığı şeyler hakkında onu bilgilendirin. Unutmayın! Bu yöntem çocuğu televizyon un istenmeyen etkilerinden korumak için etkili bir yoldur.
*Kütüphane,hayvanat bahçesi, müze ya da parklara gidin, bunlar eğlenceli ve öğretici deneyimlerdir.
*Çocuğunuzun öğretmeniyle konuşarak, çocuğunuzla oynayabileceğiniz ve yapabileceğiniz oyunları, etkinlikleri öğrenmeye çalışın. Evde yaratıcı ev oyunları ve aktiviteleri oluşturmak konusunda yardım isteyin.
*Okul yararına kermes, sergi vb. organizasyonların düzenlenmesine yardımcı olun ve böyle etkinliklere katılmaya çalışın.

Ailenin kişilik gelişiminde etkileri
Olumlu olumsuz anne baba tutumları ve çocuğa etkileri:
1) Baskıcı ve kabul edici tutum:
Bu tür anne babalar çocuğun sosyal yaşantısını kontrol altına alırlar. Oyun arkadaşlarına ve seçimlerine hep müdahale ederler. Bu tür çocuklarda;
. Gelişim geriliği
. Uyumsuzluk
. Anne babaya aşırı bağımlılık
. Aşağılık duygusu
. Korkular oluşur.

Kimi hırslı anne baba çocukların yetersizliklerini hoş görmezler. Yeteneklerini ve kapasitelerini zorlamaya çalışırlar. Yetenek ve kapasitelerinin üzerinde başarı beklerler. Bu durumda çocuklar aşırı gayretli ve hırslı olurlar. Küçük başarısızlıklar altında ezilirler. Bu durumda yine aşağılık duyguları ve başarısızlık korkuları oluşur.

2) Baskıcı ve reddedici tutum:
Bu tür anne baba ilgisiz, sevgisiz, dayak atma suretiyle reddedici tutum içine girerler. Çocuğa bağımsızlık vermezler. Aşırı yasaklar koyarlar ve aşırı koruyucu davranışlarda bulunurlar. Buna karşılık çocuklarda:
. Hırsızlık
. Yalancılık
. Utangaçlık gibi durumlar görülebilir.

3) Reddedici tutum:
Bu tür anne baba çocuklarına karşı ilgisiz ve ihmalkardırlar. Gevşek ve tutarsız disiplin uygularlar. Çocuklarını kendi hallerine bırakırlar. Bu durumda çocuklarda:
. Otoriteye karşı gelmek
. Kötü ve olumsuz davranışlarda bulunma gibi dikkati çekmeye yönelik davranışlar görülür.

4) Tabii ve kabul edici tutum:
Bu tür davranışlarda bulunan anne baba çocuklarının olmayacak isteklerini kabul ederler. Çocuklarının kusurlarını görmezden gelirler. Başarılarını sürekli överler. Kısacası çocuklarını şımartırlar.

Psikolog Pınar Ersöz

www.izmirpsikolog.net/