Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

Obsesyon, Saplantı, Takıntı

Obsesyon, Türkçe’ye çoğu zaman saplantı ya da takıntı olarak çevrilen bir kavramdır. İstem dışı biçimde tekrar tekrar kişinin aklına takılan düşünceleri, dürtüleri ve imgeleri ifade etmek için kullanılır.

Günlük yaşamdan kaynaklanan sorunlar nedeniyle herkesin kafasını zaman zaman meşgul eden düşüncelerin bir ruhsal hastalık belirtisi olan obsesyondan dikkatli biçimde ayırt edilmesi gerekmektedir. Zaman zaman her insanın aklına kafasından bir türlü atamadığı çeşitli düşünceler takılır. Fakat bunlar çoğu zaman yakın zamanda yaşanan olaylarla ilgilidir. Kişinin kafası keşkeler, pişmanlıklar, hesap sormalar ve geleceğe yönelik planlar ile meşguldür. Evirip çevirip aynı şeyler aklından geçiyor olsa bile belli bir zaman kesiti ile sınırlıdır. Bunlar obsesyon olarak adlandırılmaz.

Obsesyondan söz edilebilmesi için düşüncenin kişinin isteği dışında yineleyici biçimde ortaya çıkması, kişi için rahatsızlık verici, sıkıntı ve gerginlik yaratıcı olması gerekmektedir. Bu nedenle bir olayla ilgili kaygılanma, bir konuyla ilgili çözüm arayışı içinde olma, bir duygunun etkisiyle kafadan atılamayan duygu ve düşünceler obsesyon olarak nitelendirilmez.

Fakat kişiyi rahatsız eden ve bir türlü zihinden uzaklaştırılamayan her türlü, düşünce, dürtü ve imgenin obsesyon olarak nitelenip nitelenmeyeceği konusunun mutlaka bir psikiyatriste danışılması gerektiği unutulmamalıdır.

Obsesyon yakınması olan kişilerde en çok görülen ruhsal rahatsızlık obsesif kompulsif bozukluktur ancak bazen depresyonlu hastalarda da depresyonla ilgili yakınmalar ile birlikte görülebilmektedir.

Obsesif kompulsif kişilik yapısına sahip kişilerde obsesyon benzeri yakınmalara çok sık rastlanmaktadır. Temizlik düşkünü olma, titiz olma gibi bazı konularda aşırı takıntılı olmaları, zaman zaman başkalarını rahatsız edecek derecede kararsız ve ayrıntıcı olmaları yanlış olarak obsesyon olarak nitelenebilmektedir.

Diğer yandan depresyonlu hastaların yineleyen biçimde kendileri ve yaşamla ilgili karamsar, kötümser ve olumsuz düşünceleri ile yaygın anksiyete bozukluğu olan hastalarda gözlenen her konuda sürekli endişelenme ve kötü bir şey olacağı kaygıları da obsesyon olarak nitelendirilmez. Her şeyi gereğinden fazla dert eden, kuruntulu ve takıntılı kişilerde obsesif kompulsif kişilik ya da yaygınlaşmış anksiyete bozukluğu görülebilmektedir.Yine fobilerde görülen belli nesnelerden ya da durumlardan kaçınma hali de farklı bir klinik durumu ifade etmektedir.

Obsesif kompulsif bozukluğu olan kişilerde en çok görülen obsesyonlar kirlenme, kir/mikrop bulaşması, günah işleme (örneğin “Allah’a küfretme”, “namaz sırasında akla kötü düşüncelerin gelmesi”, “pornografik imgeler”), bir yakınının ya da kendisinin başına kötü bir şey geleceği, kontrolünü kaybedeceği (örneğin , “çocuğuna zarar vereceği”), saldırganlaşacağı ve yapıp yapmadığından emin olamama (örneğin “kapıyı kilitleyip kilitlemediği”, “ocağı kapatıp kapatmadığı”) ile ilgilidir. Obsesif komplusif bozukluğu olan kişilerde görülen obsesyonlara benzeyen düşünce, dürtü ve imgeler bir çok kişinin aklına zaman zaman gelebilir, bunların obsesyon olarak nitelenebilmesi için bunların yineleyici olması, kişinin saçma olduğunu bildiği halde aklına takılması ve kişinin yaşamını etkilemesi gerekmektedir.

Prof. Dr. Erol Özmen
Manisa Celal Bayar Üniversitesi
Tıp Fakültesi
Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı