Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Çocukluk Çağındaki Travmaların Sonuçları

Uzman Psikolog Zehra Erol

Travma yaşantıları her yaşta insanı zorlar. Çocukluk çağındaki travmatik yaşantıların etkisi ise çok daha derin, şiddetli ve uzun sürelidir. Yaşamı yeni yeni tanımaya başlayan çocuğun, beklenmedik şekilde gelişen, anlayamadığı, yetersizliği nedeniyle korkutucu şekilde deneyimlediği yaşantılar uzun soluklu etkiler yaratabilir. Çocukluk çağındaki travmaların etkisine yetişkin yaşamda da izlerine rastlamak mümkündür.

Erken dönemde yaşanan travmalar da kişide yaşadığı ortama güven, kendine güven duygusu ciddi düzeyde etkilenir kendini algılayışı ciddi düzeyde sarsılır. Yetişkinlikte kişilik bozuklukları, kaygı bozukları ve depresyonla terapiye başvuran kişilerde geçmiş yaşantılar üzerinde durulduğunda çözülmemiş travmaların varlığının tespit edildiği çok sayıda araştırma mevcuttur. Bunun sebebi erken dönemde yaşanan travmalarla birlikte çocuk dünyayı tehlikeli ve korkutucu olarak algılar.

Çocukluktaki travma yaşantıları değerlendirirken gelişimini de dikkate almak gerekir. Travma yaşantıları nelerdir diye baktığımızda;

Çocuğun kendini güvende hissetmediği ve tutarsız yaklaşımların olduğu bir ortamda yaşaması. Ciddi bir hastalık, Ebeveynden ayrı kalma, aile içi şiddet, cinsel, fiziksel, sözlü taciz, ihmal edilmiş olma, akranlar tarafından alay edilme, aşağılanma vb.. Çocukluktaki travmalar çözümlenemediğinde yetişkin yaşama taşınır. Geçmişte yaşadığı bu olayın etkisiyle geliştirdiği yaşamını zorlaştıran savunmalar, baş etme yöntemleri yetişkin yaşamda da devam eder. Yaşamı ve kendini algılayışıyla ilgili olumsuz inançlar gelişir ve potansiyelini ortaya koymakta zorlanır. Depresyon, kaygı bozukluğu veya kişilik bozukluklarında terapi de o an için öncelik taşıyan konular öncelikle çalışılsa da erken dönem de gelişen travma yaşantılarının da işlenmesi oldukça önemlidir.

 

Uzman Psikolog Zehra Erol

www.zehraerol.com

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Uzman Psikolog Zehra Erol’un diğer makaleleri için lütfen tıklayınız