Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Helikopter Anneler

Uzman Psikolog Zehra Erol

Helikopter anneler “Oğlum yemeğini yedin mi?”, “Dışarı çıkıyorsun aman montunu giy hasta olma”, “Ders çalışacaksın bir isteğin var mı?, “Sen yeter ki çalış ben her istediğini yaparım” şeklinde çocuklarının etrafında pervane olan annelerdir. “Aman üzülmesin”, “aman hastalanmasın”, “aman başına bir şey gelmesin” diyerek her an takiptedirler. Bir yandan vererek çocuğunun yaşamını kolaylaştırırken, diğer yandan vericilikleri ile çocuklarını boğarak onun bireyselleşmesine engel olurlar.

Bu şekilde tutumları içinde hep bir nedenleri vardır. “Hava soğuktur, hasta olacaktır. Çocuğu dikkat etmiyordur.”, “Dersleri iyi değildir, başarısız olacaktır.”, “üzülecektir, ağlayacaktır, mutsuz olmamalıdır.” Üşümek, mutsuz olmak hayatın bir parçası değil de çocuklarının karşılaşmaması gereken bir durummuş gibi anlatırlar.

Anne olmak kendi deneyimlerinizi kullanmak bunu yaparkende kendi ihtiyaçlarınızla, onun ihtiyaçlarını ayırt ederek ona yön vermektir. Anne “çocuğum aman üzülmesin derken” ve üzülmemesi için aşırı çabalarken çocuğun zorlayıcı duyguları hayatın bir parçası olarak görmesi bu duygularla yaşayabilmeyi öğrenmesi zor olacaktır. Üzülmenin de, kızmanın da kıskanmanın da hayatın bir parçası olduğunu çocuk bu duyguları yaşamadan kabullenemez. Çocuğun kendi ihtiyaçlarını gidermek için çaba harcaması, kendi yaşına göre sorumluluk alması çocuğun gelişimini olumlu etkiler. Annenin çocuğa yaklaşımını belirleyen faktörleren biri model almadır. Annenin sevgisini gösteriş şekli, sorunları çözme biçimi, fizyolojik ihtiyaçları nasıl karşıladığı, duygularını nasıl ifade ettiği önemlidir. Bireyin kendi anne çocuk ilişkisinde ki annenin davranışları model olur.

-Duyguların nasıl ifade edildiği anne çocuk ilişkisinde oldukça önemlidir. Sevginin nasıl gösterildiği kadar kaygı, korku ve üzüntülerin nasıl yaşandığı da önemlidir. Helikopter anneler sevgilerini göstermenin en önemli yollarından biri olarak çocuğa hizmet etmeyi görürler. Ayrıca “leb demeden leblebiyi” anlamak da önemlidir. Çocuğun kaygılanmaması, korkmaması içinde ellerinden geleni yaparlar. Oysa duyguyu yaşamamaktan çok yaşanan duygu zorlayıcı olduğunda hayata devam edebilmek için gerekli becerileri kazanabilmek çok önemlidir.

-Bu anneler kendini çocuklarına adayarak yaşarlar. Onların her tepkisi, davranışı önemlidir. Çocukları ile ilişki de kendi “annelik vazifelerini” en iyi şekilde yapıyor olmak önemlidir. Anneliği nasıl algıladığı ise kişinin geçmiş yaşantıları, nasıl bir ailede büyüdüğü, ihtiyaçları, duygularını nasıl yaşadığı, olayları yorumlayış şekli, dürtülerini nasıl kontrol ettiği ile de bağlantılıdır.

Bir yandan çocuklarını merkeze alsalar da diğer yandan bu durum anneleri oldukça zorlar.Bu noktada anneleri en çok zorlayan durum çocukların birden fazla olmasıdır.

-Birden fazla çocuk sahibi olan anne onlara yetişmekte oldukça zorlanırlar. Hepsinin farklı zamanlarda, farklı ihtiyaçları vardır ve bunlara yetişmekte zorlanırlar.

-Çocuklarını hayatlarının merkezine aldıkları için kendilerine ayıracak zamanları oldukça azdır. Bu nedenle dinlenemezler.

-Çocuklar büyüdükçe bir yandan annelerinden destek bekleseler de diğer yandan annelerinin davranışlarına tepki gösterirler. Çocuklar kendi başa çıkabildikleri konularda müdahale istemezler. Ancak hayatını kolaylaştıran durumlarda ya da başa çıkamadıkları noktalarda destek beklerler. Bu çocuklar sorumluluk almakta zorlandıkları için en kolay yol anneden beklemektir. Örneğin yemeğini yemek için annenin sofrayı kurmasını bekler. Anne çocuk uyanır uyanmaz kahvaltısını hazırlar. Ne istediğini sorar. Dışarı çıkarken havanın soğuk olduğunu üşümemesi için kalın giyinmesi gerektiğini söyler. Odasını toplar. Anne çocuğundan giysilerini çamaşır makinesine koymasını istediğinde çocuk işi olduğunu söyleyerek yapmayacağını ifade eder. Çocuk desteği bir süre sonra kendi belirlediği sınırlarda ister ki bu çatışmanın başladığı noktadır. Bu nokta her iki taraf için de zor bir deneyimdir. Çocuk merkezde olmaya alıştığı ve en ufak tepkisi dikkate alındığı için duyguları ile başa çıkmak istese de zorlanır, destek bekler. Çocuk için diğer bir zorlukta her istediği kısa sürede gerçekleştiği için sabretmeyi bilmiyor oluşudur. Sabretmekte zorlandığı için en ufak sorunlar büyük problemler halini alır ve bunlarla başa çıkmakta zorlanır.

Anne çocuk ilişkisinde çocukların ihtiyacını anlamak kadar sınır koymak, net olmak, sorunlarla karşılaşıldığında eyvah demek yerine ne oluyor bir anlayalım diyerek sakin kalabilmek son derece önemlidir. Sözlerin yaşamda sınırlı kalabildiğini yaşanan deneyimlerin de çocuğu olgunlaştırdığını unutmamak gerekir. Anneler kendi macerasında epey yol almışken çocuğun kendi macerasına yeni başladığını unutmamak gerekir.

 

Uzman Psikolog Zehra Erol

www.zehraerol.com

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Uzman Psikolog Zehra Erol’un diğer makaleleri için lütfen tıklayınız