Psikoloji & Psikiyatri

Psikoloji ve psikiyatrinin internet adresi

 

Sevdiğinizi Söylemekte Zorlanmanın Yaşamınıza Etkisi

Uzman Psikolog Zehra Erol

Sabah televizyon izlerken sunucu ile konukları arasında yaşanan diyalog oldukça düşündürdü beni. Oysa bu defalarca işittiğimiz sıradan hale gelmiş konuşmalardan biri ile karşı karşıyayız.
Sunucu sorar; Eşinizi seviyor musunuz?

Erkek konuk soruya soru ile karşılık verir; “Sevmesem 25 yıldır neden birlikte oluyum onunla?”

Oysa evet seviyorum demek o kadar kolay ki? Neden diyemiyoruz? Sevdiğinizi söylemekte zorlamanın farklı nedenleri var.

En önemli sebeplerden biri sevginin gösterildiği bir ortamda büyümemiş olmak. sevdiğini hissetmek kadar, sevdiğini gösterebilmek de hayati öneme sahip insan yaşamında. Bu sözü söyleyen eş kendi annesinden veya babasından oğlum seni çok seviyorum sözünü ne kadar duymuştur? Çok az olma ihtimali oldukça yüksek. Alışık olmadığınız tepkileri göstermek de oldukça zordur. İlk başlarda size uzak, yapay veya gerçek gibi gelmeyebilir, ancak zamanla yerleşir.

Gündelik yaşantımızda yakınlarımızla beraberken yaşanan sıcacık diyaloglar esnasında ne kadar sevgiyi duyumsarsak da sözle çok az ifade ediyoruz. Sohbetlerin büyük çoğunluğu kendini gösterme, sözlerinin doğruluğunu ispatlama, başkasını yargılama, başkasına öğretme üzerinde akıp gidiyor. Sevgi yeteri kadar gösterilmediğinde de “sevmesem birlikte olur muydum, seviyorum ki birlikteyim vb..” anlık rahatlatmalar ve rahatlamalarla geçiştirilebiliyor. Sevmek, sevdiğini göstermek ilişkileri anlamlı kılar, derinleştirir. Yaşama, ilişkilere katkısını göz ardı edemeyeceğimiz “sevginin” hayatımızı zenginleştirmesi için sevme kapasitesimizin farkına varmak ve geliştirmek oldukça önemli bir konu.

Bir de sevginin ispatlanması zorunluluğu konusu var tabi.. Sevgiyi ispatlama durumu ilişkiden tatminsizlik arttıkça daha çok gündeme gelir. Diğer duygular gibi sevgi de hissedildiğinde davranışlara yansır. Sözle söylenebilir, bir dokunuşla gösterilebilir, sevilen kişi zor günler yaşadığında destekle hissettirilebilir, zamanı, sohbeti paylaşırken bakışla ifade edilebilir. Bu paylaşımlar azaldıkça da “seviliyor muyum” kuşkusu açığa çıkar. Zamanla azalan paylaşımların sürekliliği de eşleri mutsuz eder. Sevgi güçlü bir duygudur. Yaşamdan hoşnut olmaya ciddi düzeyde katkı sağlar. Zorluklarla baş ederken motivasyonu arttırır. Logo terapinin kurucusu Viktor Frankl’ a göre yaşama anlam katan en önemli unsurdur sevgi. Sevgi vasıtasıyla; sevilen kişinin potansiyeli görülebilir ve potansiyelini ortaya koymasına yardımcı olunabilir. Kısaca sevgi dolu bir dokunuş, söz veya destekle çok daha anlamlı bir yaşama adım atılabilir.

 

Uzman Psikolog Zehra Erol

www.zehraerol.com

Yazılı olarak izin alınmadan alıntı yapılamaz.

Uzman Psikolog Zehra Erol’un diğer makaleleri için lütfen tıklayınız